Tanınmış bir Çin antropologa göre[2]
“Çin dini, takipçilerinin sosyal panoramasına ayna tutar ve bakış
açısının genişliği ölçüsünde farklı anlamlar içerir.” Aynı
şey Taoculuk veya Taoizm olarak anılan dağınık gelenek için de geçerlidir.
Taoculuk, izdeşlerinin tarihsel, sosyal veya kişisel konumlarını
yansıtan pek çok farklı biçimde anlaşılmış ve uygulanmıştır.
Bu çeşitlilik, geleneğin dışındaki biri için akıl karıştırıcı
olsa da, Taoculuğun Çin’deki yerine belli bir
esneklik kazandırmıştır. Bu sayede Taoculuk, yaşamın karmaşasının
yol açtığı spiritüel boşlukları dolduracak yönde evrimleşme
imkanı bulmuştur.
Taoculuk
için “öteki YOL” demek de mümkündür, çünkü Çin imparatorluğundaki
kurumlar ve uygulamalar için etik ve dini bir temel teşkil etmiş olan
Konfüçyus geleneğiyle kendi tarihi boyunca yan yana varolmuştur.
Taoculuk, kökten bir değişim yaratmasa da, Konfüçyuscu yaşam ve düşünce
biçimine bir dizi alternatif sunmuştur. Ancak bu alternatifler
birbirini tümden dışlayan bir nitelik taşımıyordu. Aslında Çinlilerin
büyük bir çoğunluğu için Konfüçyusculuk ile Taoculuk arasında
bir seçim söz konusu değildi. Bir
kısım pedantik Konfüçyus taraftarı ve bazı tutucu Taocular dışında,
Çinli kadınlar ve erkekler kişiliklerinin ve zevklerinin paralelinde
veya yaşamlarının farklı fazlarında her ikisini de uygulamayı yeğlemişlerdir.
Laozi
(‘Yaşlı Usta’, İ.Ö. 5.yy), Daodejing’in (YOL ve YOL’un gücü
üzerine ölümsüz bir yapıt) isims
iz
editörü ve Zhuangzi (İ.Ö. 3.yy) tarafından formalize edilmiş olan
klasik Taocu felsefe, kadim zamanlara ait bir doğaya tapınma ve
kehanet geleneğinin gelişmiş bir yorumuydu. Büyük bir sosyal karmaşa
ve dinsel şüpheciliğin (bknz. Konfüçyanusculuk hakkındaki makale)
egemen olduğu bir dönemde yaşayan Laozi and Zhuangzi, dünyadaki her
oluşumun ve değişimin gerisinde yatan, özü bilinmeyen ama tezahürleriyle
gözlenebilen, tüm yaratılışın ve gücün kaynağı olan Dao (Tao
--YOL) kavramını geliştirdiler. Dao’da ve doğada, yaşama spiritüel
bakışın temelini ve gündemdeki sorunun yanıtını bulduklarına
inandılar: Dengeli, birlik içinde ve kalıcı sosyal bir düzen nasıl
sağlanır?
Laozi
and Zhuangzi, doğadaki düzen ve uyumun, devletin gücüyle veya insan
bilgisiyle geliştirilmiş kurumlardan çok daha dengeli ve sürekli
olduğuna dikkat çektiler. Onlara göre doğru bir yaşam, ancak Dao
ile uyum içinde, yani doğal, sade ve kolay bir yaklaşımla mümkündür.
İlk
Taocular doğal düzenle uyumlu yaşama sanatını öğretmeyi
hedeflediler. ‘Eylem’e yaklaşımlarını, doğayı gözlemle
tasarladıkları ‘wuwei’ (eylemsizlik)
kavramıyla ifade ettiler. Taocu bilge, eğitimi ve etik anlayışıyla
bir model teşkil eden Konfüçyuscu öğretmenden farklıydı.
Zhuangzi'nin bilgeleri çoğunlukla kasap veya marangoz gibi esnaf sınıfından
oluşuyordu. Alçakgönüllü esnaflar, sanatın gizini ve yaşama sanatını
idrak etmişlerdi. Ustalıklarını ve yaratıcılıklarını gereğince
icra edebilmeleri için, içsel bir konsantrasyon geliştirmeleri ve
maddi kazanç, ün, unvan gibi dışsal kaygılardan arınmış olmaları
gerekiyordu. Sanatsal süreç, tıpkı yaşam gibi, toplumun insani değerlerini
değil doğanın yaratıcı yolunu takip ediyordu.
Çin
tarihi boyunca, sosyal aktivizmden yorulan ve beşeri kazanımların
anlamsızlığını fark eden insanlar, dünyadan el-etek çekerek doğaya
dönmüşlerdir. Doğal güzellikle iç içe olmak özlemiyle şehirlerden
uzak, kırlık veya dağlık bir bölgeye yerleşirlerdi. Doğanın yaşamsallığının
merkezinde yatan yaratıcı gücü hissetmek adına şiir okur, şiir
yazar veya resimle uğraşırlardı. Arada sırada arkadaşlarıyla veya
ender de olsa eşleriyle, güz yapraklarının veya ay ışığının güzelliğinde
şarap içmeye çıkarlardı.
Ütopik
Çin yazılarında da sıkça Taocu göndermelere rastlanır. Tao Qian'nın
(T'ao Ch'ien, İ.Ö. 372?-427?) ünlü "Şeftali Çiçeğinin Baharı”
adlı eserinde, asırlar önce
savaşın yerle bir ettiği bir bölgeden kaçan ve o günden beri sınırlarının
ötesindeki tarihin karmaşasından habersiz, mükemmel bir sadelik,
uyum ve barış içinde yaşayan pastoral bir toplumu tesadüfen keşfeden
bir balıkçının öyküsü anlatılır. Ütopyacılar kalması için
ne kadar ısrar etse de, balıkçı deneyimini arkadaşlarıyla ve lokal
bir yöneticiyle paylaşmak için bu toplumdan ayrılır ve bir daha
asla dönüş yolunu bulamaz. Balıkçı, ideal dünyanın dışsal değil
spiritüel bir yolculuğun ürünü olduğunu, ütopyanın bir zihin
hali, bir tavırlanmadan öte olmadığını anlayamamıştır.[3]
Taocu
fikirler ve imgeler, Çinlilerde güçlü bir doğa sevgisi, dinlenmek
ve yenilenmek adına arada sırada günlük sıkıntılar
ından
doğaya sığınma alışkanlığı yarattı. Ama Taoculuk aynı zamanda
sağlık, huzur, canlılık ve hatta ölümsüzlük gibi doğrudan
fiziksel yaşamı olumlayan konularda da esin kaynağı oldu. Laozi and
Zhuangzi kadim doğaya tapınma kültürünü ve ezoterik sanatları
yeniden yorumlamışlardı; ancak iş, Dao’nun bilgisini yaşamı
besleme ve yaşam süresini uzatma gibi alanlarda kullanmaya gelince,
geleneksel yöntemlere başvurmaktan çekinmediler. Bazı Taocular “ölümsüzlük
adası”nı aradılar, bitkiler veya kimyasal karışımlarda ölümsüzlüğün
sırrını bulmaya çalıştılar. Ama daha ziyade sağlıklı yaşam adına
bitkisel ilaçlarla yaptıkları deneylerle eczacılık disiplininin
gelişmesine büyük katkıları olmuştur. Makrobiyotik beslenmenin ve
diğer bazı sağlıklı diyetlerin prensiplerini buldular; bedeni genç
ve güçlü tutmak adına jimnastik ve masaj yöntemleri geliştirdiler.
Taocular hem gizil ilimlerin, hem de ilkel bilimin takipçileriydiler ve
Çin kültürünün doğayı en çok inceleyen ve doğayla deneyler
yapan bir öğesi oldular.[4]
Bazı
Taocular ruhların doğaya (bedenin hem dışındaki, hem de içindeki
doğal dünyaya) nüfuz ettiğine inanırdı. Dinsel bakış açısıyla,
belli bir form taşımayan bu ruhlar Dao’nun tezahürleriydi. Taocu
panteon, gelişimiyle paralel olarak gitgide daha fazla cennet ve
cehennemdeki emperyalist bürokrasiyi yansıtmaya başladı. Cennetsel bürokrasinin
başındaki yorgun imparator, doğal alemin çalışmasından ve
ahlaksal adaletin idaresinden sorumlu ruhları yönetmekteydi.
Cennetteki tanrılar, insanın dünyasındaki memurlar gibi davranmakta
ve böyle değerlendirilmekteydiler. Tanrılara ibadet, laik otoriteye
karşı takınılması gereken tutumun bir provası gibiydi. Bunun yanı
sıra, cehennemdeki şeytanlar ve hayaletler ise fiziksel alemdeki
zorbalar, haydutlar ve tehlikeli yabancılar gibi algılanıyordu.
Onlara rüşvet veriliyor ve ruhsal bürokratların milis güçleri
tarafından ritüellerle yakalanıyorlardı. [5]
Dünyasal yönetimde
fazlaca etkin olamayan sıradan insanlar ise dertlerden uzak kalmak, sağlıklı,
varlıklı ve uzun yaşamak adına ruhlara tapınmayı seçiyorlardı.
İnisiye
edilmiş bir Taocu rahip için tüm tanrılar Dao’nun tezahürleriydi.
Önemli ruhların isimlerini, rütbelerini ve güçlerini bilmek,
meditasyon ve imgeleme yöntemleriyle onları yönlendirebilmek için
gerekli eğitimden geçmesi gerekirdi. Meditasyonunun amacı, bu ruhları
uyumlamak ve Dao ile yeniden bir olmalarını sağlamaktı. Ancak, yalnızca
eğitimli izdeşler rahibin dahil olduğu kompleks teolojik sistem hakkında
bir fikir sahibi olabilirlerdi. Bu yüzden özel ritüeller iki aşamadan
oluşurdu:
(a)
rahibin meditasyonu ile yönlendirilen ve ancak eğitimli sınıfın
katılabildiği rahip seviyesi;
(b)
daha düşük rütbeli Taocu asistanların yönettiği ve
tiyatrosal bir nitelik taşıyan, halka açık dramatik ritüeller. Bu
ritüeller, kılıçtan merdivenlere tırmanmak, fenerler yakmak veya yüzdürmek
biçiminde görsel aktivitelerle içrek manayı aktarmayı hedefliyordu.
Aynı ritüel, bir teolog için süptil metafizik-mistik bir kurgu
sunarken, sıradan seyirci için ise görsel dramatik bir yapı taşımaktaydı.[6]
Taoculuk
aynı zamanda edebiyat, tiyatro ve folklorik öykülerde önemli bir
motif teşkil etmiştir. Toplum içinde para ve ün peşinde koşmayan
“tuhaf” kişiler, Konfüçyuscu değerleri ve ödülleri
reddettikleri için genellikle “Taoist” olarak nitelenirdi.
Edebiyatta da Taocular “tuhaf” kişilerdi, ruhsal kazanımlarını
sembolize eden gizil, büyülü güçleri vardı. Şifa verirler, gençlik
ve canlılık yollarını bilirler, geleceği tahmin edebilir ve kişilerin
ruhlarını okuyabilirlerdi. Onlar aynı zamanda ahlaksal adaletin
hizmetkarları olarak tasvir edilirlerdi – hatalar için cennet ve
cehennemdeki Taocu tanrıların belirlediği kesin ve katı cezalar vardı
ve hiçbir günahkar bundan kaçamazdı. Bir yandan, farklı değerler
ve yaşam biçimleri benimsemiş olmaları ile toplumsal yapıda muhalif
bir tavır sergilerken, diğer yandan ise katı ahlaksal adalet anlayışları
ile toplumun mevcut değerlerini destekleyen bir konumları vardı.
Taoculuk, “öteki YOL”du, ama toplumsal uzlaşmayı tehdit
etmemekteydi. Bir anlamda Taoculuk, toplumsal baskılara karşı bir çeşit
emniyet sübabı veya alternatif fikirler ve değerler için tamamlayıcı
bir kanaldı.
Çinli
komünistler, Taoculuk kaderci, pasifist ve yeniden yapılanmaya zarar
veren bir unsur olarak gördüler. Çin Halk Cumhuriyeti, geleneksel
bitkisel ilaçların kullanımı gibi kökeni Taoculuğa dayanan bazı
pratik sanatları yaşatmaya özen gösterdi. Daha geniş bir
açıdan ise, Taoculuğun politik arenadaki çatışmalardan bir
kaçış işlevi gördüğü imparatorluk döneminden bu yana, günümüzde
“Dörtler Çetesi”ndeki aşırılığa bir reaksiyon olarak ortaya
çıkan politik rahatlamanın, Çin Maoizminde Taoist bir fazı temsil
ettiği söylenebilir.
Notlar:
1. Wm. DeBary’den adapte edilmiştir. Sources of Chinese Tradition
(New York,: Columbia University Press, 1960, I: 56)
2.
Arthur P. Wolf, "Gods, Ghosts, and Ancestors", Religion and
Ritual in Chinese Society (Stanford: Stanford University Press, 1974, p.
131)
3.Cyril
Birch, Anthology of Chinese Literature (Vol. 1, New York: Grove Press,
1965, pp. 167-168)
Bu
antoloji dinsel tavırlanmayı başarıyla yansıtan pek çok şiir,
biyografi, makale ve öykü tercümesi içermektedir. Okullar için
faydalı bir kaynak.
4.
Joseph Needham, Science and Civilization in China (Vol. 2, Cambridge:
Cambridge University Press, 1956, pp. 33-164)
5.
Arthur P. Wolf, "Gods, Ghosts, and Ancestors", Religion and
Ritual in Chinese Society (Stanford: Stanford University Press, 1974, p.
131-182)
6.Michael
Saso, Taoism and the Rite of Cosmic Renewal (Pullman: Washington State
University Press, 1972)
Kaynakça:
Feng,
Gia-fu and Jane English. Lao Tsu, Tao te ching (New York: Knopf, 1972)
Chuang
Tzu: Inner Chapters (New York: Random House, 1974)
Çin
kaligrafisiyle bezeli büyük resimli ciltler. Öğrenciler arasında
oldukça popüler. Çeviriler yer yer zayıf ve modern fikirlere adapte
edilmiş, ama ciddi yanlışlar yok.
Mote,
Frederick. Intellectual Foundations of China (New York: Knopf, 1971)
Zhou
döneminin sosyal ve tarihsel yapısına ilişkin kısa ve mükemmel bir
çalışma.
Welch,
Holmes. Taoism: The Parting of the Way (Boston: Beacon Press, 1957)
Kısa,
okunması kolay, ama dinsel Taoculuğun derinliğine nüfuz eden bir
eser. Belli ölçüde yanlı ve yargılı, yeterince objektif değil.
Eğitsel
Kaynaklar:
Filmstrip:
"Confucianism and Taoism," World's Great Religions Series,
Part III (Time-Life, 1964)
Filmstrip:
"Tao: The Harmony of the Universe," Asian Man: China,
Encyclopedia Britannica Education Corporation.
Filmstrip:
"Ch'i: The Arts of China," Asian Man: China, Encyclopedia
Britannica Education Corporation.
Instructional
Units from Indiana Religion Studies Project: Bknz. Konfüçyusculuk üzerine
yazılmış olan makale.
Not:
Bu makale ile Konfüçyusculuk üzerine yazılmış olan makale, Indiana
İlahiyat Enstitüsü tarafından orta öğrenim sosyal branş öğrencilerine
yönelik din eğitimi müfredatı çerçevesinde kaleme alınmıştır.
Her iki yazı da, ders kitaplarında ve yardımcı kaynaklarda yer alan
bilgileri derlemek ve denetlemek sorumluluğunu taşıyan sosyal
bilimler öğretmenleri tarafından değerlendirilmiştir. Tıpkı Çin
tarihi boyunca Taoculuk ve Konfüçyusçuluğun bir arada yer alması
gibi, bu iki makale de birbirini bütünlemesi açısından beraber
okunmalıdır.
*Editörün
Notu: Pinyin** kurallarına uygunluğu açısından
Taoculuk/Taoizm/Taocu/Taoist yerine Daoculuk/Daoism/Daocu/Daoist (bknz.
Focus, cilt 1, no. 3, sayfa 39) terimlerinin kullanılmasının gerektiği
yönündeki yorum, halen akademik bir tartışma konusudur. YOL anlamına
gelen “Tao” kelimesini “Dao” ile değiştirmemize karşın,
buradaki tercihimiz batıda alışılageldiği üzere Taoculuk
kelimesini kullanmak oldu. Halen Çin literatüründe her iki yazılış
da mevcuttur. Hangisinin galebe çalacağını gelecek günler
belirleyecek.
**
Pinyin: Çin alfabesindeki sembolleri Latin alfabesine uyarlamak için
geliştirilmiş ve Çin Halk Cumhuriyeti tarafından 1979 yılında
resmen kabul edilmiş olan sistem. (G.D.)
Bu
çeviri http://www.hermetics.org/Taoculuk.html
adresinde de yayınlanmıştır.