Doğu
felsefesinde boşluk kavramı ne kadar vurgulanır, bilirsin... Ve kişinin boşluğu
deneyimleyimlemeye en yaklaştığı nokta sessizliği işitebildiği haldir
bence...
Zen ustası öğrencisine
"Çanın her vuruşu arasındaki sessizliği farket." der, çünkü
sessizlik olmasa ses duyulamazdı asla.
Eğer kelimeler
bulutlarsa, sessizliktir gökyüzü... Bulutlar binbir form tutar - her an değişim
içinde - birleşir dağılırlar sürekli; bazıları ışığı perdelerken,
bazıları süzer ince ince; kimi gülümserken mutluca, bir anda kararır ve
ağlar yeryüzüne damla damla...
Ama gökyüzü
hep aynı kalır, hep orada -- sinesinde taşırken bulutları, onların değişiminden
etkilenmez, durur değışmeden... Gökyüzü, bulutlar için
"mutlak" olandır, tıpkı kelimelerin kalabalığı için sessizlik
neyse...
Halil Cibran
der ki,
"Karşındakinin
gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver."
Bu yüzden, ne
zaman (ve eğer) olursa, sessizliğini de seveceğimi bil. Söylediklerinle ve
söylemediklerinle, sesinle ve sessizliğinle, kabulümsün.