home

 

 

 

 

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 24/01/04
Time: 12:17:27

Sizden

Pişmanlık..
Hiç pişman olmasak,
Sevdiğimize.
Bütün sevgiler,
Güzel başlayıp,
Güzel bitseydi,
Keşke...

Isim: Tuğçe
Mail: ttogay@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 23/01/04
Time: 17:15:14

Sizden

Her sey Sende Gizli

    yerin seni çektigi kadar agirsin
    kanatlarin çirpindigi kadar hafif..
    kalbinin attigi kadar canlisin
    gözlerinin uzagi gördügü kadar genç...

sevdiklerin kadar iyisin
    nefret ettiklerin kadar kötü..
    ne renk olursa olsun kasin gözün
    karsindakinin gördügüdür rengin..
    yasadıklarini kar sayma:
    yasadigin kadar yakinsin sonuna;
ne kadar yasarsan yasa,
    sevdigin kadardir ömrün..

gülebildigin kadar mutlusun
    üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin
    sakin bitti sanma her seyi,sevdigin kadar sevileceksin.
    günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
    ve karsindakine deger verdigin kadar insansin
    bir gün yalan söyleyeceksen eger
    birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin.

ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
    ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin
    unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
    günesin seni isittigi kadar sicak.
    kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
    ve güçlü hissettigin kadar güçlü.
    kendini güzel hissettigin kadar güzelsin..

iste budur hayat!
    iste budur yasamak
bunu hatirladigin kadar yasarsin
    bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün
    ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun

çiçek sulandigi kadar güzeldir
    kuslar ötebildigi kadar sevimli
    bebek ağladigi kadar bebektir
    ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin

bunu da ögren,

    SEVDIĞIN
    KADAR
    SEVILIRSIN...

Can Yücel

Isim: Tuğçe
Mail: ttogay@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 23/01/04
Time: 17:10:42

Sizden

WOMEN'S ENGLISH

Yes = No

No = Yes

Maybe = No

I'm sorry = You'll be sorry

We need = I want

It's your decision = The correct decision should be obvious

Do what you want = You'll pay for this later

We need to talk = I need to complain

Sure go ahead = I don't want you to

I'm not upset = Of course I am upset you moron!

You're so manly = You need a shave and a shower

Be romantic, turn off the lights = I have flabby bits I do not want you to see

The kitchen is so inconvenient = I want a new house

I want new curtains = I want new EVERYTHING

How much do you love me = I did something really bad today

Do you love me = I want something expensive

You have to learn to communicate = Just agree with me


MEN'S ENGLISH

I'm hungry = I'm hungry

I'm sleepy = I'm sleepy

Do you want to go to a movie = eventually I want to have sex

Can I take you out to dinner = eventually I want to have sex

Can I call you = eventually I want to have sex

May I dance with you = eventually I want to have sex

Nice dress = nice cleavage

You look tense, want a massage? = I want to fondle you

What's wrong = What stupid self inflicted drama is it now

I'm bored = do you want to have sex?

I love you = let's have sex right now

I love you too = Okay I said it. Let's have sex

Let's talk = I'll impress you with being deep then when can we have sex?

Will you marry me? = I want me to be the only one you can have sex with.

Isim: TUĞÇE
Mail: ttogay@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 23/01/04
Time: 17:05:30

Sizden

Dönem içinde her öğrencinizle ayrı ayrı ilgilendiğiniz için, çok sıcak biri olduğunuz için, öğretimin yanında eğitime de önem verdiğiniz için, kısacası her şey için teşekkür ederiz.

size ve ailenize iyi tatiller :)

Isim: Onur
Mail:
URL:
Date: 21/01/04
Time: 13:12:19

Sizden

İyi günler Hocam;

Ben ne sizin üniversitenizde okuyorum ne de sizden ders alıyorum. İTÜ Elektrik Müh. öğrencisiyim. 1 saatten beri Daniel Lavoie - Your Love Will Kill Me şarkısını arıyorum. Kazaa, siteler vb. bakmadığım yer kalmadı. Sonunda sizin sayfanızda buldum.

Diyeceğim o ki zahmet edip böyle bir site yapmanız, müzik zevkiniz ve okuduğum kadarıyla öğrencileriniz tarafından bu kadar sevilmeniz... Tebrik etmekten başka söyleyecek söz bulamıyorum.

Isim: yasin dalgic
Mail: ydalgic@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 19/01/04
Time: 23:03:54

Sizden

Gercekten istiyor muyuz?.....

Yeni evli bir çift vardi. Evliliklerinin daha ilk aylarinda, bu isin hiç de hayal ettikleri gibi olmadigini anlayivermislerdi. Aslinda birbirlerini sevmiyor degillerdi. Son zamanlarda o kadar sik olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüslerdi. Ama simdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarinda orta çapli bir kavganin çikmasina yetiyordu.

Bir aksam oturup, iliskilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, bosanmayi istememekle beraber, islerin böyle gitmeyeceginin farkindaydilar. Erkek, "Aklima bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir agaç dikelim ve eger bu agaç üç ay içinde kurursa bosanalim. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklimizdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayri ayri odalarda kalalim." Bu ilginç fikir haniminin da hosuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidani aldilar ve birlikte bahçeye diktiler.

Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karsilastilar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardi...

Isim: yasin dalgic
Mail: ydalgic@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 19/01/04
Time: 22:59:31

Sizden

Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen in portresini yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı. Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen e yeterince benzediği görüşündeydi.

Ancak, Kelen ayni fikirde değildi. Kibirli milyoner resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi reddetti. Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı, ve birdenbire bunu gösterecek hiç bir şeyi olmadığını fark etti. Milyoner stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu, "Portreyi size benzemediği için reddettiğiniz belirten bir mektup yazabilir misiniz?" Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu.

Aylar sonra, Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açtı. Kelen in telefonu çalmaya başladı. Biraz sonra galeriye geldiğinde Sebesy nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi" etiketiyle teshir edildiğini gördü. Mağrur milyoner resmin indirilmesini istedi. Müdür reddedince, Kelen resim kendisini topluma alay konusu edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür Kelen in resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı mektubunu çıkardı. Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını anlamıştı.

Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, ayni zamanda güçlüğü karlı bir alışverişe dönüşmüştü. Çünkü milyoner resmi almağa kalktığında fiyatının eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü.

Gördüğünüz gibi, güçlüklere teslim olmayı kabul etmemişti. Bunun yerine öfke ve acıya teslim olmaktansa yaratıcı ve yararlı bir kapı açacak bir yol düşündü.Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti : Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.

Isim: zehra
Mail: slientscream17@mynet.com
URL:
Date: 28/01/04
Time: 15:45:42

Sizden

ya benim dönem ödevi konum yunus emrede insan sevgisi yunus emre hakkında bir çok bilgi var fakat insan sevgisi hakkında bilgi bulamıyorum yardımca olursanız çaok sevinirim:))

Isim: chic
Mail: chic@ilkpota.com
URL: tuğba
Date: 26/01/04
Time: 18:57:54

Sizden

seni seviyorum tuğba ne yapacagımı şaşordım ve bu yolu buldum seni seviyorum tuğba

Isim: Muherrem Mensurizadeh
Mail: muharram_m@yahoo.com
URL: http://www.geocities.com/mashadloo/
Date: 19/01/04
Time: 15:35:16

Sizden

Hedyer Baba!
dünya yalan dünyadı !
Süleymandan nuhdan qalan dünyadı !
Her kimseye herne verib, alıpdı!
Oğul doğub derde salan dünyadı !

şehryar

Isim: Ümit Özger
Mail: kumit@bilkent.edu.tr
URL:
Date: 17/01/04
Time: 04:48:03

Sizden

ADIMLAR

Adımlarımız mı küçük, yollar mı uzun?
Neresindeyiz yolculuğumuzun?
Bir balık pulunda, kanadında kuşun
Sırları saklı varoluşun.
Tesadüfler yok, yalnızlık yalan
Öyle yakında ki özlemi duyulan!
Yakın dünden ve yarından,
Yakın şah damarından.

Ümit Özger

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 12/01/04
Time: 17:37:26

Sizden

Elsa'nın Gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl
orada gördüm orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde
Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim
Golkondum, Hindistan'ım

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın Gözleri
Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.

Louis Aragon

Isim: nergis demet
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 12/01/04
Time: 10:55:28

Sizden

korku...
bir gün,
en çok yapmak istediğim
şeyi bulduğumda,
günlerimin bitmiş olmasından,
korkuyorum....

Isim: Umit Ozger
Mail: kumit@bilkent.edu.tr
URL:
Date: 09/01/04
Time: 14:26:37

Sizden

Anything that hurts you
Gives a pain to my heart
A perfect mixture of seven colors
Including blue
Is white you know
As white as snow
This is really an art!

Umit Ozger

Isim: ugur ozker
Mail: ozker@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 20/12/03
Time: 02:19:37

Sizden

Nazim Hikmet'ten

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yasımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

Isim: Tuğba ALP
Mail: tugbaalps1981@hotmail.com
URL:
Date: 16/12/03
Time: 16:15:47

Sizden

BİR MÜHENDİS PROBLEME NASIL YAKLAŞMALI?

Bir Mühendis Probleme Nasil Yaklasmali?  Hiç düsündünüz mü, bir mühendis probleme nasil yaklasmali? Komik, eglendirici ve ögretici bir hikaye... 

Pontiac Division of General Motors Sirketine gelen bir sikayet su satirlari iceriyordu: "Size ikinci defa yaziyorum ve bana cevap vermemenizi anlayisla karsiliyorum cunku yazdigim yazinin cilginca oldugunu dusunebilirsiniz; fakat su bir gercek ki ailemizde her aksam yemekten sonra tatli olarak dondurma yeme aliskanligina sahibiz. Fakat bir cok dondurma cesidi oldugu icin her aksam yemekten sonra ne cesit dondurma yiyecegimiz konusunda ailecek karara variriz. Ben de markete gidip alirim. Gecenlerde de yeni bir Pontiac aldim ve o zamandan beri markete gidip gelmem benim icin bir sorun olmaya basladi. Ne zaman Vanilyali Dondurma alsam, arabaya dondugumde arabam calismiyor. Fakat baska cesit dondurma aldigimda, araba gayet guzel calisiyor. Bu konuda ne kadar ciddi oldugumu bilmenizi istiyorum her ne kadar bu sorun size sacma da gelse: Vanilyali dondurma aldigimda arabam calismazken neden baska bir cesit dondurma aldigimda arabam calisiyor?"

Pontiac Sirketi'nin baskani dogal olarak bu mektuba supheci bir sekilde yaklasti, fakat yine de kontrol edilmesi icin bir muhendis gonderdi. Gonderilen muhendis, nezih bir muhitte oturan basarili ve iyi egitim almis bir kisiyle karsilastiginda saskinliga ugradi. Aksam Yemeginden sonra gorusmeye karar verdiler. Aksam oldugunda arabaya binip marketin yolunu tuttular. O aksam vanilyali dondurma aldilar ve arabaya bindiklerinde dogal olarak araba calismadi. Muhendis onla uc aksam daha markete gitti. Ilk aksam cikolatali dondurma alindi ve araba calisti. Ikincisinde cilekli dondurma alindi ve araba yine calisti. Ucuncu aksam ise vanilyali dondurma alindi ve maalesef araba calismadi. Simdi sasirma sirasi muhendisdeydi. Mantikli bir kisi olarak adamin arabasinin vanilyali dondurmaya alerjisi oldugunu dusunmek akillica bir sey degildi. O yuzden bir sure daha ziyaretlerine devam etti. Bu amacla notlar almaya basladi: gunun hangi saati, kullanilan benzin cesidi, gidip-gelme suresi gibi her turlu bilgiyi kaydetti. Kisa surede bir ipucu elde etti: adam vanilyali dondurma almak icin daha az zaman sarfediyordu. Nicin? Cevap marketdeki urunlerin satilis duzeninde yatiyordu. En cok istenilen cesit olan vanilyali dondurma marketin hemen girisinde yer alan dolapta satiliyordu. Diger dondurma cesitleri ise marketin arka kisminda farkli bir tezgahta satiliyordu ve oradan herhangi bir cesit dondurma almak daha fazla vakit aliyordu. Simdi muhendisin karsilastigi soru suydu: Araba niye dondurma almasi daha kisa surdugunde calismiyordu? Zaman faktoru araya girdiginde muhendisin cevabi bulmasi zor olmadi: motor sogudugunda devreye giren buhar kilidi. Bu her aksam oluyordu. Fakat diger cesitleri almak icin harcanan daha fazla zaman motorun tekrar calismasi icin yeteri kadar sogumasina imkan taniyordu. Adam vanilyali dondurma aldiginda ise,motor hala sicak oldugu ve buhar kilidi devreye girmedigi icin calismiyordu.

Bir mühendis degilseniz bile, problemlere analitik yaklasmak her zaman çözümü kolaylastirmaya yardim eder.

Isim: Tuğba ALP
Mail: tugbaalps1981@hotmail.com
URL:
Date: 16/12/03
Time: 16:13:09

Sizden

BARBARA

Barbara süpermarket çalisanlarina hitap ettikten yaklasik üç ay sonra bir aksam üstü telefonu çaldi. Arayan kisi adinin Johny oldugunu ve marketlerden birinde kasada müsterilerin torbalarini doldurmalarina yardim ettigini söyledi. Ayrica Down sendromu oldugunu belirtti ve "Barbara, anlattiklarin hosuma gitti!" dedi.

Johny, konusma yaptigi günün gecesi eve gittiginde babasindan kendisine bilgisayar kullanmayi ögretmesini istemisti. Bilgisayarda, babasiyla birlikte üç sütunlu bir tablo yaptilar. Şimdi her aksam eve gittiginde bir "günün sözü" buluyor. Bulamadigi zaman da bir tane "uyduruyor!" Sonra bu sözü bilgisayarda yaziyor, bir kaç tane çikti aliyor, onlari kesiyor ve her birinin arkasina ismini yaziyor. Ertesi gün müsterilerin torbalarini "zevkle" doldururken, her birinin torbasina günün sözünden bir tane koyuyor ve böylece yaptigi ise içten, eglenceli ve yaratici bir biçimde imzasini atiyor.

Bu konusmadan bir ay sonra marketin müdürü beni aradi. "Barbara bugün olanlara inanamayacaksin" dedi. Sabah markete gittigimde Johny'nin kasasinin önündeki kuyruk digerlerinin üç katiydi! Bagira çagira etrafa emirler yagdirmaya basladim: 'Daha fazla kasa açın. insanları buradan daha çabuk çikarin!' Ama müsteriler 'Hayır. Biz Johny'nin kasasinda beklemek istiyoruz. Günün sözlerinden almak istiyoruz!' dediler. Müdürün söyledigine göre bir kadin müsteri onun yanina kadar gelmis ve "Eskiden markete haftada bir gelirdim, ama simdi buradan her geçisimde ugruyorum, çünkü günün sözlerinden almak istiyorum" demisti. Son olarak müdür bana "Marketteki en önemli kisi kim biliyor musun?" Diye sordu. Elbette Johny'di.

Aradan üç ay geçti ve marketin müdürü beni yeniden aradi. "Sen ve Johny marketimizde büyük bir degisim yarattiniz" dedi. "Simdi çiçek bölümündeki bütün sapi kirik çiçekleri ve kullanilmayan yaka çiçegi buketlerini yasi geçkin kadinlarin ya da küçük kizlarin yakalarina ilistiriyorlar. Et paketleme bölümündeki bir elemanimiz Snoppy seviyormus ve 50.000 tane Snoppy çikartmasi getirmis. Her et paketinin üzerine bir çikartma yapistiriyor. Hem biz, hem de müsterilerimiz çok egleniyoruz."

Eger sizden sokaklari süpürmeniz istenirse, Michelangelo'nun resim yaptigi, Bethooven'in beste yaptigi veya Shakspeare'in siir yazdigi gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes, durup "Burada isini çok iyi yapan büyük bir çöpçü yasiyormus " desin.

Isim: Erdem Atesalp
Mail: erdiex@yahoo.com
URL:
Date: 01/12/03
Time: 18:34:11

Sizden

insanlar sorumluluk aldikca deger kazanirlar

Isim: inci
Mail: masquline@hotmail.com
URL:
Date: 29/11/03
Time: 03:13:19

Sizden

selam.çok hoş bir site.tebrikler. ben minör çakralar ile ilgili bilgi edinmek istiyorum.yardımcı olursanız çok sevinirim.teşekkürler.

Isim: Abdullah Çat
Mail: cat@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 29/11/03
Time: 00:54:07

Sizden

Savaşın en kanlı günlerinden biri... Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.

Asker teğmene koştu:

- Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..

"Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen... - Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.

Asker ısrar etti ve teğmen "Peki" dedi. "Git o zaman."

İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:

- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş.

- Değdi teğmenim. dedi asker..

- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?

- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için...

Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum!..

Isim: Abdullah Çat
Mail: cat@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 29/11/03
Time: 00:53:02

Sizden

Tanrı bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra veriyor da, biz aciz insanlar kim oluyoruz ki onları, bir kaç kez görmekle, haklarında iki üç yazı okumakla, bir kaç dedikodu dinlemekle, haklarında hüküm verebiliyoruz.

Isim: Abdullah
Mail: Çat
URL:
Date: 29/11/03
Time: 00:44:24

Sizden

Hayatı yaşamanın iki yolu vardır;
Biri hiç bir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri ise, HER ŞEYİN mucize olduğunu düşünmektir.

Albert Einstein

Isim: Nezire SELÇUK
Mail: nezireselcuk@hotmail.com
URL: www.insankaynak-tr.org
Date: 21/11/03
Time: 16:33:04

Sizden

Seslerin yer yüreğindeki kayıtlarında huzur yoksa ışık yoktur. Evrenlerin yaratımında huzur yoksa ışık hırsı yaratır. Ete kemiğe bürünen her yürek gür olur ve cennetten akarsa huzur koyuluğunda akıl olur. Sevgiler ve sesli yüreklilere huzur.

Isim: Nezire SELÇUK
Mail: nezireselcuk@hotmail.com.
URL:
Date: 21/11/03
Time: 16:29:30

Sizden

Sesler sevgiyi yaratmadan ak katlarda hakimiyet kurulmaz. Işık yürekte kayıt yapmadan Allah düzeninde okul kurulmaz.

Isim: Erkut Duranoğlu
Mail: tduran@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 11/11/03
Time: 20:40:22

Sizden

Bir insanın üzüntüsüne sempati duymak çok kolaydır ama bir dostun başarısına sempati duymak sağlam bir karakter gerektirir.

Isim: ümit
Mail: ubaskaya@yahoo.com
URL:
Date: 18/10/03
Time: 06:43:36

Sizden

"Her nefis ölümü tadacaktır"
dercesine bakıyordu gözleri gözlerime.
Ve gözlerimle gözlerine"
Konuş " dedim ; "Benimle"
Şöyle başladı söze :"
Gözleriyle görmeyenin kulaklarını da mühürler Tanrı"
"Ve" dedi "En kof cevizler bile kırılmak ister.
Olgun yemişler tutunamaz ağaca."
Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan;
Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve...
Düşün!
Bir şeyin geldiği yere geri dönmesinden daha sevindirici ne olabilir?
Tohumun ağaca , ağacın tohuma dönüşümünden başka bir şey değildir hayat , yani ölüm.
Fakat insanlar ölüyü kefenledikleri gibi ölümü de kefenlemişlerdir ,
ve kefenlenen her şey öldürücüdür...
İnsana düşen ; tüm libaslardan soyulup
öylece seyretmektir ölümü , yani hayatı...

Ölümle savaşmak öldürür hayatı.
Çünkü bu hayatla savaşmak demektir.
İşte gerçek ölüm budur.
Bu hakikatı anlamayan kimse, yaşamı ölümle, ölümüde yaşamla kirletir.
Böylece bulandırır suyunu ve su içilmez hale gelir.

....TOLSTOY....

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:
Date: 10/10/03
Time: 00:40:54

Sizden

........................ yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şey anne
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşer gibi vurulmak isterdim
bir kıza

Nevzat ÇELİK

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:
Date: 10/10/03
Time: 00:36:56

Sizden

.........."Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum;
Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
Düşmanlarım ulaşamazlar..."

 ..........

"Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
Bahar gelmiş balam benim
Bahar gelmiş dayanmış
Dalda yaprak bebeciğim
Suda köpük uyanmış
Kuzulara özenmiş kızım benim
Körpe sesler dinlenmiş
Ay ışığında yanmış yavrucuğum
Onun için beyazmış."

.......................

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:
Date: 10/10/03
Time: 00:29:54

Sizden

VUSLAT

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.
Gördükleri rü'ya,ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka,
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez,
Gül solmayı,mehtab azalıp bitmeği bilmez;
Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi,
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.

Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
Boynunda onun kolları,koynunda o varsa,
Dalmışsa,onun saçlarının rayihasiyle.
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle;
Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
Bir mu'cize halinde,o gözlerdedir artık;
Kanmaz en uzun buseye,öptükçe susuzdur.
Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur;
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan.

Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün, nereden,hangi tesadüfle gelirler?
Aşk onları sevk ettiği günlerde,kaderden,
Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden;
Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o:
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh,ufku görürler daha engin.
Simaları gittikçe parıldar bu zaferle,
Gök her tarafından donanır meş'alelerle.

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar,
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa leziz uykularından,
Baştan başa,her yer kesilir kapkara zindan.
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak,
Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak.
Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık;
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!

Yahya Kemal BEYATLI

Isim: kemal
Mail: kamelkande@mynet.com
URL:
Date: 08/10/03
Time: 18:32:42

Sizden

Neden bazı şeyleri türkçe yapmadınız

Isim:
Mail: ersen68@netscape.net
URL:
Date: 05/10/03
Time: 02:47:59

Sizden

Bir okla vurulduğunuzu düşünün, yerde yatıyorsunuz, kanınız yavaş yavaş vucudunuzdan akıyor, bu durumda okun nereden geldiğini, kim tarafından atıldığını, niye atıldığını düşünebilirsiniz. Bu bir filozofun yada bir entelektüelin yaklaşımı olabilir, oysa bir Budist oku çıkarıp atar.

Isim: rumpelstiltskin
Mail: ezgie@hotmail.com
URL:
Date: 03/10/03
Time: 21:41:35

Sizden

you can spend your time alone, redigesting past regrets... or you can come to terms and realize you're the only one who can forgive yourself... makes much more sense to live in the present tense... (e.v)

Isim: pclord
Mail: arda22877@hotmail.com
URL:
Date: 01/10/03
Time: 22:54:41

Sizden

selam dostum. grafiti yol kazan

Isim: muammer
Mail: muammer_altun@yahoo.com
URL:
Date: 05/08/03
Time: 12:21:17

Sizden

her gün bir yerden göçmek ne iyi..
her gün yeni bir yere konmak ne güzel..
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş..
dünle beraber gitti cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait..
şimdi yeni şeyler söylemek gerek...

( HZ..MEVLANA )

Isim: ::..
Mail:
URL:
Date: 14/07/03
Time: 10:59:21

Sizden

site tasarımı güzel olmuş...

Isim: volkan kahraman
Mail: kahramanvolkan@mynet.com
URL:
Date: 12/07/03
Time: 17:38:59

Sizden

eğer tanrı var olup olmama da bana tercih hakkı verseydi, var olmamak isterdim. çünkü var oluşumdan öylesine bunaldım ki. belki de var olmak tek bir kelime ile açıklanabilir: BUNALIM...

Isim:
Mail:
URL:
Date: 27/06/03
Time: 11:52:09

Sizden

Selam arkadaşım Ben adanadan mustafa (Zen). Sizinle tanıştığıma memnun oldum. Sevgiler.

Bir adam düşünün ki sırtını dayayacak bir ağacı ayağını basacak bir toprağı yok ne yapsın bu adam?

Isim: AK
Mail: aldeniz_27@hotmail.com
URL:
Date: 20/06/03
Time: 00:55:18

Sizden

İnsan öbür dünyayı düşünerek yaşamazsa, bu dünyada hangi değerlere sarılarak kişiliğini ortaya çıkaracaktır ve tabi öbür dünya hakkındaki gerçekleri yanlış biliyorsa ne olacaktır? Bence varoluş gerçeği; öbür dünyadaki ruhsal yaşamın kalitesini bu dünyada ekmektedir. Ruh var mıdır derseniz devamını lütfen okumayınız. Ekilen nedir: Akıl. Biçilen nedir: Daha yüksek hak ve yetkiler. Akılsız dediğimiz insanlar aslında akılsız mıdır? Hayır. Peki nedir onlar? Akıllarını duygularının gerisinde tutanlardır. Her gerçek herkese aynı dille söylenmez, aklını duygularının önünde tutabilen, aklını kullanabilen insan kime neyi ne zaman ve ne şekilde söyleyeceğini bilir. Gerekirse susar ama asla kandırmaz, yalan söylemez. Akıl herkeste vardır eğer kişi özürlü değilse, zeka başkadır, bizim söylediğimiz akıl ayırt etme gücüdür. Kişilerin ne söylediklerine bakılır ama nasıl yaşadıklarına, yaptıklarına bakılmaz genellikle. Akıl insani duygularımızı, eskilerin nefs dediği, kontrol etmemiz için verilen bir güçtür bize ancak genellikle zeka kullanılır. Örtbas etmek için akılımızı kullanamayıp duygularımızın etkisiyle yaptığımız kötülükleri. Elbette zekanın vizyonu yoktur ve bir kör diğer bir köre yol göstermeye kalkarsa ikisi de çukura düşerler.

Isim:
Mail:
URL:
Date: 08/06/03
Time: 15:54:43

Sizden

baska birsey gormuyorum..
denizdeki sisten...

Name: nergis
Email: nergis43@yahoo.com
Homepage:
Date: 07/06/03
Time: 10:22

Sizden

Yaprağın görevi daldan dusmemekmis,ağaclarinda yaprak olmak isterdim,süzülüp gelen isigini özümseyebilmek icin...harika olmus! yeni ve herzamanki gibi güzel paylasimlara...sevgiyle...

Isim: okan
Mail: okan@yahoo.com
URL:
Date: 03/06/03
Time: 21:30:26

Sizden

Bir kadın cocuktur aslında. Cocuk gibi davranmayı sever. Erkegin kendisine bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister. Bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadını. Ama her kadın cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister. Yani bir kadının cocukluk yapmasina izin vereceksiniz, ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz.

Bir kadın güçlüdür aslında. Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez. Ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler. Böylece hem daha kadın oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar güçlü oldugunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgilidir aslında. İçinde her zaman sevgiyi tasir. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüregine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmedigi halde terk etmeyen kadinlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyasi vardir ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanin kapısını açamaz. Yalnızlık onun sıgınagıdır. O sıgınaga ne zaman girecegine, ne kadar kalacagina hep kendisi karar verir. Sıgınaktayken oradan çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın bilgindir aslında. Neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. Yaratıcılıgının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkegini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılıgını sadece erkegine saklar. Bir kadının gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. Çünkü yasamınız asla sıradan olmayacaktır.

Bir kadın hayattır aslında. Çünkü hayatın içinde olan her sey ancak kadınlar oldugunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup içtiginiz su arasindaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazik ki yasamıyorsunuz.

CAN DÜNDAR

                           

#12 #11 #10 #9  #8 #7 #6 #5 #4 #3 #2 #1

 

 

about me
benden
from me
sizden
from you
size mektup
letter to you
 bilge&bilgelik
sage&wisdom
inspirational
illusions
just4fun
music
links
friend
updates
guestbook
günce (arşiv)

1 güzel insan
1 special man

MATH105
MATH106

autumn at BİLKENT

spring at
BİLKENT

winter at
BİLKENT

GALLERY

album

e-mail

Hit Counters

Hits

Please do not alter counter code or your counter will be deactivated by the system.

Counts