home

 

 

 

 

Isim: Ümit Özger
Mail: kumit@bilkent.edu.tr
URL:
Date: 07.06.2004
Time: 09:23

Sizden

Eve Dönüş 

Karşılaştın mı? 
Karşılaştın da şaştın mı? 
İster bitkin olalım, ister zinde 
Gideceğiz 
Vakit geldiğinde. 
İşte orada erek 
Gülerek 
Seve seve 
Döneceğiz eve. 

Ümit K. Özger

Isim: deli aşık
Mail: mahmut19851@mynet
URL:
Date: 10.06.2004
Time: 18:22

Sizden

SİMDİ SORUYORUM SANA ADI SEVDAYSA BU CEHENNEMİN SEN YAKTIN DA BEN YANMADIN MI??????? SENİ SEVİYOOOOOOOOOORRRUUUUUMMMM S.Ç.S.

Isim: serdar
Mail: www. serdar uyar. com
URL:
Date: 08.06.2004
Time: 15:07

Sizden

yasalar aşk adamı vurur

Isim: Kaan Cabbar
Mail: kaancabbar@mynet.com
URL:
Date: 04.06.2004
Time: 15:37

Sizden

Troya Önünde Atlar 

I. koşu 

Kör bir ozan anlattı bunları, 
Atların da ruhu vardı 
Troya önünde, 
Ta Hades'ten duyulurdu kişnemeleri, 
Atsız bu bu kişneme ölüleri ürpertir, 
Köpeği deliye çevirirdi. 
Kimi de Troya önünde nal sesleri gezinirdi, 
Gömülmemiş bir atın erinçsiz ruhundan. 

O gün Akhalar başka biri için yarışsalardı 
İlk ödülü Akhileus götürürdü barakasına. 
Çünkü ölümsüz atları vardı, 
Onları Poseidon vermişti babası Peleus'a, 
Peleus da oğluna armağan etmişti. 
Şimdi atlar yas tutuyorlar Patroklos'a, 
Yürekleri burkuk, toprağa değiyor yeleleri...

 ......... 

Melih Cevdet Anday 

Hades : Chronus ve Rhea'nin ogullarindan biri. Cehennemlerin karanlık alemlerin ve ölüler diyarının tanrısı. 

Kerberos (Köpek) : Ölüler diyarının kapısıı bekleyen üç başli köpek. 

Akhilleus: Peleus ile Tethys’in oğlu ünlü Yunan Kahramanı. Topuğundan başka hiç bir yerine ok işlemez, kılıç kesmezdi. 

Poseidon : Chronus ve Rhea'nin ogullarindan biri. Yunanlıların deniz tanrısına verdikleri ad. Romalılar Neptune der. 

Peleus : yunan mitolojisinde teselya mirmidonlarının kralı olarak geçer adı..ama asıl ününü thetis ile evlendikten sonra kazanır...Akhilleus'un babasıdır. 

Patroklos : Menoltios'un oğlu.Akhilleus'un en yakın arkadaşı.. Hektor la teke tek dövüşte öldürülmüştür..

Isim: Servet Karacil
Mail: servet_karacil@mynet.com.tr
URL:
Date: 04.06.2004
Time: 12:43

Sizden

Dinle de Yıldızları, şu hutbeyi şirinine 
Name-i Nurunu hikmet bak ne takrir eylemiş

Isim: İlkcan
Mail: ilkcansimsek@yahoo.com
URL:
Date: 01.06.2004
Time: 13:19

Sizden

Mevlana diyarından selam. Sitenize rastlantı sonucu girdim. Daha inceleme fırsatımda olmadı ama bu yazıyı yazdıktan sonra ayrıntılarıyla inceleyeceğim. Birşeyler yazın diyorsunuz ya yazıyorum işte. 

Gel ne olursan ol yine gel. 
İster putperest ol, ister mecuzi ne olursan ol yine gel. 
Bizim dergahımız sevgi dergahıdır.

Isim: KaanCABBAR
Mail:
URL:
Date: 29.05.2004
Time: 19:57

Sizden

BURNU FINDIK 

Çocukken perilerin postanelerde yaşadıklarını sanırdım.öyle ufak posta kutularında telefon kulübelerinde değil, bildiğimiz gişesi falan olan postane binalarında işte. Uzunca bir süre bu fikrimi kimselere açıp onaylatmadım ama bu durumdan gayet emindim. Postanede periler vardı, onlar Nazan’a havale yollayıp çocuğu hasta etmişlerdi. Üstelik perilerin en kudretlisi peri padişahı, Nazan’ın yemyeşil gözlerine aşık olup, onu daha bebekken, büyüyünce başka birisinin gelini olmasın diye nikahına almıştı… Böyleydi yani… 

Büyüklerin felçli Nazan bebek için, kimi zaman “Ateşlenip havale geçirdi, böyle kaldı” kimi zamanda, “Cin tuttu, peri padişahı nikahına aldı” diye açıklama yapmaları, kafamda böyle birleşmişti. Çünkü dedemin arada bir istanbul’dan gelen havaleyi almak için postaneye gittiğini biliyorum. Demek ki havale işleri postaneden dönüyordu, perilerin üssü de oradaydı. Periler, pulların arkasını yalıyor, telefonu kulağına dayarsan sana ıslık çalıyorlardı. Bir gün postacının üstüne kasten bir düve iriliğindeki köpeğimiz Tarkan’ı salarak adamcağızı dut ağacının tepesine kadar kovalattırdım. Postacıya yönelik bu menfur suikast girişimim sonunda, bendeki bu postacı ve postane nefretini gerekçeleriyle dedeme açıklamak zorunda kaldım. Kendisi gülüp, “Öööle değil len” dedi “Nazan’ın havalesi başka bişey, postaneynen felan alakası yok… Hastalık o… Çok ateşi çıkıp beynini yakmış… Anladınmı?”. Anlamadım tabi. Dedem peri konusunda bir açıklama getirmeksizin sert bir ses tonuyla “hangisi anlatıyo sana böööle şeyleri anneannen mi, teyzen mi, deyiver bakalım bana” diye bağırdı. Anneannemi ve teyzemi dedemin olası hışmından korurken, benim gözümde henüz aklanmamış postacıyı harcamayı da ihmal etmedim, kesin konuştum: Postacı… Hepsini postacıdan duydum… 

Teyzem, çeşitli zaman aralıklarıyla beni ayakta mutfak kapısının pervazına yaslanıp, pervaza, kurşun kalemle boyumun uzunluğunu belirten çizikler atıyordu. Nazan’la birlikte büyüyorduk. Nazan’ın annesi Emine yenge, bazen durduk yere bana bakıp ağlamaya başlıyordu. Keşke Nazan da benim gibi bahçelerde koşup oynasaydı, keşke büyüyünce benim gelinim olsaydı… Oysa o yatağında öylece yatıyor, kimseleri görmüyor, duymuyor, yalnızca ara sıra gelen perilere gülümseyip uzun uykulara dalıyordu… Ben gizlice yastığına yanağımı koyup baktığı yerleri gözetliyor, O’nun kimi zaman duvarda, bazen tavanda ya da yerde görüp gülümsediği perileri bulmaya çalışıyordum. Ama Nazan ben gibi ağaçların cindoruğuna çıkıp dalından kiraz yiyemez, çaya girip balık kovalayamazdı, ben de perileri göremezdim… 

Görebilseydim, bi çift lafım vardı o perilere… Gidip padişahlarına söylesinlerdi. Annesi hep ağlıyor, babası derdinden tenekeyle rakı içip bahçelerin gölgesine, ısırgan otlarının arasına devriliyordu. Yeterdi artık. Bıraksındı Nazan’ı. Hem, büyüyünce o benim gelinim olacaktı… Bir keresinde tüm bunları kocaman bir kömür sobasına söyledim. Nazan oraya bakıp gülüyordu, periler sobanın oralarda bir yerde olmalıydılar… 

Söylediklerim peri padişahının yüreğini yumuşattı galiba. Ertesi yıl Nazan birkaç insanı tanımaya başladı sanki. Başucuna gidince onlara belli belirsiz gülümsüyordu. Bunlardan birisi bendim. Annesinden öğrendiğim gibi işaret parmağımı usulca burnuna dokundurup gülerek “Fındık burunlu kız, fındık burunlu kız” diyordum… O koca yeşil gözlerini açıp öyle bir gülüyordu ki… Artık iyiden iyiye inanıyordum, az kalmıştı, Nazan kalkacak, büyüyecek, benim burnu fındık gelinim olacaktı… Ama bir yaz gecesi, bahçede, başucuna gittiğimde bana bakıp, önce yüzünü ekşitti, sonra katıla katıla ağlamaya başladı. Ne yapacağımı bilemedim öylece kalakaldım… 

Sıcak yaz gecesinde herkes bahçelerdeydi. Köyün tepesindeki mağaradan kaynayan su, yollardaki arklardan kıvrıla kıvrıla usulca herkesin bahçesine geliyor, hanımlar akşam serinliğinde bostan sularken beyler çardaklarda külbastı yapıp, mağaranın buz gibi suyuyla buğulanan bardaklardan rakı içiyorlardı. Annesi, akşamları ferahlasın diye Nazan’ı da bahçelere getirip ordaki bir kerevete yatırıyordu. Esasen ben akşamları Nazan’a pek bulaşmaz, adamlar sofrasında oturup “laf dinlerdim” .ama bu kez farklıydı. Dayım eliyle bir ateş böceği yakalayıp, sigarasının jelatinine koyarak bana “çoban ampulü” yapıvermişti. Elimde jelatin içinde yanıp sönen ateş böceği ile bir süre dolaştıktan sonra onu Nazan’a göstermeye karar verdim. Daha görür görmez ağlamaya başladı. Bir bana bir elimdekine bakıp hıçkırıyor, gözlerini sımsıkı kapatıyordu. 

Periler mi söyledi, ne oldu, nasıl akıl ettim bilmiyorum; jelatini gevşetip ateşböceğini gökyüzüne bıraktım. Ağlaması bıçak gibi kesildi.bir süre gözleriyle ateş böceğini izledi, sonra bana baktı, “burnu fındık” dedim, güldü… 

Eylüldü, bağbozumu zamanı… ”Düğünlerde bu kadar çok ağlanılmaz ama” dedi teyzem…  “Bu Nazan’ın düğünü işte… ”Burnu fındık peri padişahına gelin gitti... 

Attila ATALAY

Isim: serdar
Mail: sozer3@yahoo.com
URL:
Date: 28.05.2004
Time: 20:24

Sizden

Deha, imkansız zannadilende mümkünü görebilmektir. Gemilerin karada da yüzebileceğini sezmek, mehmedlerden birini Fatih yapar.

Isim: zeki
Mail: zekigunes@yahoo.com
URL: zmg
Date: 24.05.2004
Time: 21:00

Sizden

60'lı yıllar. Amerika'nın prestiji NBA basketbol liginde Boston Celtics fırtınası esiyor. Diğer takımlarda yıldız dolu olduğu halde takım oyunu ile şampiyonluğa ulaşıyorlar. Bu takımın oyuncularından biri, şampiyonluğun ertesinde bir gazeteciye verdiği röportajda şunları söylüyordu : "Kaybettiğimiz maçlardan sonra sadec ve sadece şunu düşünüyorduk; biz maçı kaybetmemiştik, yalnızca zaman bitmişti."

Isim: Mustafa
Mail: bolukbasi_m@hotmail.com
URL:
Date: 20.05.2004
Time: 11:23

Sizden

Nerede yaşıyoruz ve ne için? Evren mi, gördüğümüz somut nesneler mi esas gerçeklik yoksa zaman ve mekandan bağımsız başka bir şey mi gerçeklik? 

Gerçek ve nesne (madde) dediğimiz aslında sadece duyu organlarımızla kavradıklarımız.Oysa duyu organlarımızla kavradıklarımız çoğu zaman yanıltıcıdır. 

Örneğin sesten ve ışıktan yalıtılmış bir odada olduğunuzu düşünün. Dışarıdaki yağmur sesini, duyamazsınız. Islanmamak için koşup duran (aslında daha çok ıslanan) adamın ayak seslerini duyamazsınız ve tabii karanlıkta olduğunuz için elindeki çantayı göremezsiniz. Peki bunlar yok mudur? Siz olmadığını düşünürsünüz fakat aslında vardır. Çünkü gerçeklikte YOK diye bir şey YOKTUR. Sadece sizin algılama yeteneğinizin yetmedikleri vardır. 

Duyu organları bu şekilde yanıltıcı olduğundan gerçek olanla hayali karıştırırız. Gördüklerimizin sadece sınırlı şeyler olduğununun farkına varamayız. Oysaki bütün bu madde dünyasının dışında- üzerinde küçük parçacıklar vardır. İnsanlar bunları farkedemez, algılayamaz. Bu yüzden ruhunu bedenle sıkıştırır. Oysa bütün gerçeklik ve madde sadece zihinimideki algıdan ibarettir.

İsim: TuGcE
Mail: ttogay@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 19/05/04
Time: 18:57

Sizden

Güneş hocam sizinle birlikte 2. dönemimizi de bitirdik. yaramaz bir sınıfın öğrencisi olarak sizi üzdüğümüz her saniye için binlerce kez özür dileriz. Sayıların içinde boğuşurken öğrettiğiniz tek şeyin matematik olmadığını düşünüyorum. Size de bizim kadar başarılar dilerim, sınavlarımızı okumak da yapmak kadar zor olsa gerek :)

Isim: Naim Atabagsoy
Mail: naim_ata@yahoo.com
URL:

Sizden

Sen Benim Hiçbir Şeyimsin 

Sen benim hiçbir şeyimsin 
Yazdıklarımdan çok daha az 
Hiç kimse misin bilmem ki nesin 
Lüzumundan fazla beyaz 
Sen benim hiçbir şeyimsin 

Varlığın yokluğun anlaşılmaz 
Galiba eski liman üzerindesin 
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak 
Dudaklarınla cama çizdiğin 
En fazla sonbahar otellerinde 
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak 
Yalnızlığı öldüresiye çirkin 
Sabaha karşı öldüresiye korkak 

Kulağı çabucak telefon zillerinde 
Sen benim hiçbir şeyimsin 
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım 
Henüz boş bir roman sahifesinde 
Hiç kimse misin bilmem ki nesin 
Ne çok çığlıkların silemediği 

Zaten yok bir tren penceresinde 
Sen benim hiçbir şeyimsin 
Yabancı bir şarkı gibi yarım 
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak 
Hiç kimse misin bilmem ki nesin 
Uykumun arasında çağırdığım 
Çocukluk sesimle ağlayarak 

Sen benim hiçbir şeyimsin 

=+= Attila Ilhan =+=

Isim: güneş
Mail:
URL:

Sizden

neden...?

Isim:
Mail:
URL:

Sizden

söylenen söz değil, kimin söylediği önemli

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:

Sizden

Güneşin Olsun 

~ Cesar Fleischler ~ 

Güneşin olsun gönlünde 
Kar bile yağsa 
Ya da fırtına olsa. 
Gök bulutlarla 
Dünya kavgayla dolsa Güneşin olsun gönlünde 
O zaman gelsin ne gelirse 
Doldurur ışıklarla 
En karanlık gününü 
Bir şarkın olsun gönlünde 
Sevinçli ezgilerle 
Seni günlük tasalar boğsa bile 
Bir şarkın olsun dudaklarında 
O zaman gelsin ne gelirse 
Yardım eder atlatmaya 
En yalnız gününü 
Başkaları için de bir diyeceğin olsun 
Tasada ve bunalımda 
Ve seni mutlu edecek her şeyi 
Söyle onlara da 
Bir şarkın olsun dudaklarında 
Yitirme sakın cesaretini 
Güneşin olsun gönlünde 
Ve her şey iyi olacak.!

Isim: Ekrem
Mail: soyler@ug.bilkent.edu.tr
URL:

Sizden

'' Mutluluk bir topa benzer. Yuvarlandığında hemen onun peşinden koşarız, durduğunda ise onu tekmeleriz.'' 

Ekrem Söyler '' 

Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz.'' 

Behçet Necatigil '

'Hayat bir hikayeye benzer; önemli olan eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır'' 

Seneca

Isim: Ekrem S.
Mail:
URL:

Sizden

SERSERİ 

Yeryüzünde yalnız benim serseri, 
Yeryüzünde yalnız ben derbederim. 
Herkesin dünyada varsa bir yeri, 
Ben de bütün dünya benimdir derim. 

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı; 
Aradım bir ömür, arkadaşımı. 
Ölsem dikecek yok mezar taşımı, 
Halime ben bile hayret ederim. 

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; 
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr... 
Bir rüya uğrunda be diyâr diyâr, 
Gölgemin peşinde yürür giderim... 

Necip Nazıl Kısakürek 

(Necip Fazıl Kısakürek bu şiirini 19 yaşında yazmıştır)

Isim: ISMAIL ALKIS
Mail: ialkisqstu.inonü.edu.tr
URL:

Sizden

Karşıdan karşıya gecerken elleri birakilan cocuklardik biz . 
Hangi tarafa gecsek hep orda kalirdik . 
CÜNKÜ BIZ SAHIPSIZ SOKAK COCUKLARIYDIK . 
SERSERI DERLERDI 
SERSERI ÖLMEZDI 
ÖLSE DE GÖMÜLMEZDI . 

BIR SOKAK COCUGU

Isim: Mustafa
Mail: legendlover@mynet.com
URL:

Sizden

KAPIYI ÇALAN 

Gelme diyorsun 
Bu gel demektir 
Birazdan güneş doğacak 
Dolu dizgin atlılar geçecek yüreğimden 
Seni düşüneceğim 
Gümüş mahmuzların parlaklığınca 
Yağmur nal izlerini örtmeden 
Sana geleceğim 
Bekle beni... 

*** 

ben böyle olsun istememiştim 
ya çok yakın 
ya senden çok uzak olmalıydım 
aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum 
büyük dağlar derin denizler... 
sana gelmeye gücüm yetmemeliydi... 
çaresizliğimin hıncını mesafelere yüklemeliydim... 
dağda yanan bir çoban ateşi gibi 
gökte bir yıldız gibi 
seni görmeli 
seni yaşamalı 
ve senden uzaklarda olmalıydım...

Isim: Hasan
Mail: guler_hasan@hotmail.com
URL:

Sizden

Cesaret korkunun varligina ragmen dogru olani yapabilmektir.

Isim: zeki
Mail: zekigunes@yahoo.com
URL: zmg

Sizden

Mücevher takmamıştı, ama gözleri vardı. 

Mehmet Eroğlu-Zamanın manzarası 
(Everest Yayınları)

Isim: Nedim
Mail: nedimyazicioglu@gediknet.com
URL:  www.ahmedbaki.com
Date: 17.04.2004
Time: 16:37:28
Sizden:

Muhterem Kişi; 

Bugüne dek çok şeyler söylendi;karınca kararınca, herkes işittiği, anladığı, idrâk edip, bildiği kadar bir şeyler yazdı… 

Kimisi de fazla konuşmayı zâid addedip, herşeyi tek bir kelime ile ifade etmek istedi... 

Kimi gerçeği kabul etti, kimi de inkar... Ama öyle bir inkar ki bu, altından buram buram ispat kokmakta... İnkarları ile gerçeği ispat ettiler onlar da... 

Bir kısmı birbirlerini suçlayıp itham etmekle geçirdiler günlerini... O gerçekten ayrılmıştır, biz gerçek üzereyiz, koruyucusu bizleriz dediler;korunmaya ihtiyacı olan bir şey varmış gibi... 

Bazı kişiler de çıktı, siz istediğiniz kadar ayrı görün kendinizi bizden, halbuki hepimiz biriz, dediler... 

Ve böylece bugüne kadar gelindi...Ve aynı şeyler birkaç eksik veya fazlasıyla devam etmekte hâlâ... 

Bütün insanları başlıca iki grupta tetkik edebiliriz... Şöyle ki; bütün samimiyetleriyle kendileri ile beraber başkalarını da en az kendileri kadar düşünen kişiler... Bir de sadece kişisel veya yerel menfaatleriyle hareket edenler... 

Biz, bu kitabın sonunda da gayet kesin ve bariz olarak anlaşılacağı gibi, ne bir kimseyi veya topluluğu fiilerinden ötürü tenkit edecek veya onları kınayacak, ne de onların hakkında herhangi bir olumsuz hükme varacağız...Çünkü; 

”DE Kİ: HEPSİ PROGRAMLARINA (şâküllerine) GÖRE HAREKETLERDE BULUNURLAR...” (17-84) 

buyruğu herşeyi ortaya koymaktadır... 

Bundan sonra haddimize değildir ki, herhangi bir yaratılmışı suçlayalım veya İtham edelim.. 

Başarı âlemlerin Rabbı olan ALLAH’tandır. 

Ahmed HULÛSİ 

(Tecelliyat adlı eserinin sunuş bölümünden..)

Isim: AYŞE ALKAN
Mail: aysem6@hotmail.com
URL:  
Date: 14.04.2004
Time: 12:14:28

Sizden:

ARTIK KİMSE İÇİN YAŞAMAMA ZAMANI... UMRUMDA DEĞİL OLASI YAKINLIKLAR.. OLMAYASI... BİR DE... OLAN VE OLAMAYAN ARASI...

 KENDİMCE GEÇMELİ GÜNLER.. KENDİ KENDİME.. BAŞKALARI UĞRUNA MEMNUN OLMAK YA DA ÖYLE GÖRÜNMEYE ÇALIŞMAK.. NE KADAR ANLAMSIZ OYSA.. MUTLUYMUŞ GİBİ DAVRANMAK. BEN BENLE MUTLUYKEN.... İNANILMASI GÜÇ İNSANLARLA KONUŞMAK PAYLAŞMAK HAYATLARI.. İNANMIŞ GİBİ İÇİNDE SAKLAMAK..

ÇIKIN ARTIK DOLDURDUĞUNUZ YERLERDEN.. ÇIKIN Kİ HAK EDECEK İNSANLARA YERLER AÇILMALI.. ÇIKIN MİDEM BULANIYOR...

NE PİŞMANLIĞIM VAR HAYATA DAİR NE DE YANLIŞLARIMA KÜSMÜŞ BİRİYİM... BENİM DENİZİM VAR.. OKYANUSLARIM. KALEMİM. BENİM AYNALARIM VAR.. ÇİÇEKLERİM KUŞLARIM. BEYAZIM VAR BENİM SİYAHIM UMUTLARIM.ÖLÜMÜM VAR YAŞAYAN YANLARIM.BEN VARIM..BENDE BU KADAR BEN DOLU... SEN NERDESİN Kİ... HADİ GÖSTER YERİNİ...

HANGİ GEL-GİTİMDE PARÇALANDIN.. HANGİ DOĞRU YALAN BİLDİĞİN İNANIŞLARIMDA KAYBOLDUN... HANGİ PATLAYAN YANARDAĞLARIMIN LAVLARINDA KAVRULDUN.. HANGİ ÖLÜMÜMÜN AYİNLERİNDE BULUNDUN... HANGİ SAVAŞIMDA CESETLERİMİN TOPRAKLARINI  SAVURDUN.. HANGİ GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOLCULUKLARIMDA CANYOLDAŞIM OLUP BAVULUMUN İÇİNİ DOLDURDUN... HANGİ.......?

NEYİMSİN BENİM? GELEMEYEN YANLARIM MI? OLASILIKLARIM MI? UMUTLARIM MI? YARALARIM MI? YARA BANTLARIM MI?

BEN İHTİMALLERİ TÜKETİLMİŞ BU SONLANMAYA YÜZ TUTMUŞ HAYATLARIN KÖLESİ DEĞİLİM ARTIK.. BEN ZAMANI BELİRLENEN SONSUZ SESSİZLİKLERİN MECBURİYETİ... BEN KENDİ HAYATIMIN İKTİDARIYKEN YA SEN NEYİM OLMAYI İSTEDİN? BUNU DÜŞÜNECEK KADAR BENDEMİYDİN?

DOST YOK, DÜŞMAN, AN YOK SONDA SONUNDA... SARARMIŞ PARMAK ARALARIM TÜTÜN KOKARKEN SEN YOSUNLAR GİBİ Mİ KOKARSIN SÖYLE.. YA DA YALNIZLIK GİBİ Mİ KOKUN? SEN NE KOKARSIN? BEN HÜZÜN KOKARIM BEN KOKARIM.. YA SEN... BİLİNMEZLİK Mİ KOKARSIN BİLİNMEYENİM..
BENİM KOKUM SEN OLMUŞKEN......

AICHA
08.04.2004

 

Isim: AYŞE ALKAN
Mail: aysem6@hotmail.com
URL:  
Date: 14.04.2004
Time: 12:12:33

Sizden:

Önce insan sevişmeyi bilmeli…tüm sancılı günlerini geride bırakıp her çeşit uzvunu, sahip olduğu ne kadar yaşayan hücresi varsa hepsini harekete geçirebilmeli… geceleri ateşlere vermeli, tüm ışıkları kapatıp mumlar tütsüler yakmalı, güller dağıtmalı sevişilen yerler… koca şehri uyutmalı, sokaklarda ayak sesleri güçlü tınılar çıkarmamalı asla!... dans eder gibi süzülmeyi de bilmeli parmak uçlarında,usulca, korkutmadan sokulmalı...

Hayır önce insan dokunmayı bilmeli bence… sanki avuçlarının içinde, kollarının içindeki kırılacakmış gibi endişelendirmeli seni… kalem tutar gibi özenle tutmalı elleri… hafifçe dokunmalısın,bir ressamın hata yapmamak adına yavaştan, inceden fırçayı tuvale dokundurduğu gibi… biraz da kendinden bir şeyler katabilmeli dokunuşlara… arzuyu parmak uçlarından onun tenine sürüp sürüştürebilmeli… içindeki kuduran durulan sulardan onu haberdar edebilmeli…

Yok; HAYIR… önce insan bakmayı bilmeli aslında…dokunmaya, sevişmeye, en özel mahremlerine ortak etmeyi candan istediği kişiyi, nasıl başka bakışlardan/bakanlardan sakınıyorsa, öyle sakınabilmeli kendi gözlerinden de… dokunamadığı, sevişmediği “ona” hasretle, ta gözlerinin en engin,uçsuz bucaksız derinliklerine ulaşılabilmeli… merak ederek, görmeye çalışarak,sadece bakmak olsun diye bakmamak gerektiğinin bilincine vararak;”ona” bakınca HAYATIN ONUN GÖZLERİNE EN SON BAKTIĞIN YER VE ZAMANLARDAN BAŞLADIĞINI, O BAKTIĞI KİŞİNİN BAKAMAYACAĞI UZAKLIKLARA GİDİNCE HAYATIN YENİDEN DURDUĞUNU İÇİNE SİNDİREBİLMELİ HER ZAMAN… bakmayı öğrenmek isteyen, sadece baktığıyla yetinmek zorunda olacağı fikrine hazır olabilmeli… ve sadece baktığıyla yetinebilmeli…

HAYIR,YİNE VAZGEÇTİM!... önce insan SEVMEYİ bilmeli… hayatında ondan önceki en değerli şeylerini süslü-püslü bir kutuya koyup, güzelce-sıkıca kapağını kapatabilecek güçte olmalı… sevmeyi bilmeli insan! ne istediğini bilmeli… bildiğini istemeli… istediğini sevebilmeli… özgürce!.. kimse karışmadan… kendi içinde,  sadece kendisi için,  kendi kendine sevebilmeli karşılığını beklemeden… İŞTE ONUN İÇİN SAHİP OLDUĞUM HERŞEYİ ATEŞE VEREBİLİRİM diyebilmeli sevdası uğruna… sevmeyi bilmeli insan önce… sevmeyi öğrenebilmeli… sonra bakmayı da, dokunmayı da, sevişmeyi de öğrenecek nasıl olsa… o olmasa da yanında, yine de sevmeyi, sahiplenmeyi bilmeli… önce insan sevmeyi bilmeli… EVET TAM OLARAK BU! önce sevmeyi bilmeli; ama adam gibi… miden ağrıyana, nefesin kesilene, elin ayağın onsuz tutmayana kadar sevebilmeli… sonra bakmayı bilmeli; baktığı şeyi arzulayabilmeli ve ona bakmaya kıyamamalı… bi de dokunmayı bilmeli; bir yazar, ünlü bir şair gibi… ürkütmeden dokunabilmeli… en sonunda, insan sevişmeyi bilmeli ustalıkla…güve!e, arzuyla, tutkuyla kucaklamalı onu…
………..
HAYIR! ÖNCE İNSAN SEVMEYİ BİLMELİ….SONRA BAKMAYI DA, DOKUNMAYI DA, SEVİŞMEYİ DE ÖĞRENECEK NASIL OLSA….

16.07.2003   01:27
AICHA

Isim: sevgi
Mail: 
URL:  
Date: 08.04.2004
Time: 10:59:30
Sizden:
Her Şey Sende Gizli
 Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
 Kanatların çırpındığı kadar hafif..
 Kalbinin attığı kadar canlısın,
 Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
 Sevdiklerin kadar iyisin,
 Nefret ettiklerin kadar kötü..
 Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
 Karşındakinin gördüğüdür rengin..
 Yaşadıklarını kâr sayma:
 Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün..
 Gülebildiğin kadar mutlusun. 
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi, 
 Sevdiğin kadar sevileceksin.
 Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer.
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
 Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
 Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
 Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, 
Ve sevgiline hasret 
 kaldığın kadar ona yakınsın.
 Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
 Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
 Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
 İşte budur hayat!
 İşte budur yaşamak,
 Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
 Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir, 
 Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, 
Bebek ağladığı kadar bebektir.
 Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren,
 SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Can Yücel
Isim: sevgi
Mail: 
URL:  
Date: 07/04/04
Time: 13:27:30
Sizden:
Ölüm Dörtlüğü
Ölüm aklına geldiği zaman
Ah edip,vah edip inleme
O halinle Tanrıyı incitmiş olacaksın,
Ecel kapını çaldığı zaman 
Evi telaşa verme
O geldiğinde sen gitmiş olacaksın...
                                             
A.KAYA

Isim: Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 13:38:30

Sizden

Üçüncü Şahsın Şiiri 

gözlerin gözlerime değince 
felaketim olurdu ağlardım 
beni sevmiyordun bilirdim 
bir sevdiğin vardı duyardım 
çöp gibi bir oğlan ipince 
hayırsızın biriydi fikrimce 
ne vakit karşımda görsem 
öldüreceğimden korkardım 
felaketim olurdu ağlardım 

ne vakit maçka'dan geçsem 
limanda hep gemiler olurdu 
ağaçlar kuş gibi gülerdi 
bir rüzgar aklımı alırdı 
sessizce bir cigara yakardın 
parmaklarımın ucunu yakardın 
kirpiklerini eğerdin bakardın 
üşürdüm içim ürperirdi 
felaketim olurdu ağlardım 

akşamlar bir roman gibi biterdi 
jezabel kan içinde yatardı 
limandan bir gemi giderdi 
sen kalkıp ona giderdin 
benzin mum gibi giderdin 
sabaha kadar kalırdın 
hayırsızın biriydi fikrimce 
güldü mü cenazeye benzerdi 
hele seni kollarına aldı mı 
felaketim olurdu ağlardım

 -- Attilâ İlhan --

Isim: Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 13:29:17

Sizden

Ben Sana Mecburum Bilemezsin 

Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin 
Ben sana mecburum bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum. 
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 

Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor 
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
Haftalar ellerimde ufalanıyor 
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Belki haziranda mavi benekli çocuksun 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Bu kurtlar sofrasında belki zor 
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Sus deyip adınla başlıyorum 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 
Hayır başka türlü olmayacak 
Ben sana mecburum bilemezsin. 

## Attilâ İlhan ##

Isim:
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:57:53

Sizden

DALGIN ÖLÜ 

Dün güzel bir kadın geçti, 
Kabrimin yakınından. 
Doya doya seyrettim, 
Gün hazinesi bacaklarını, 
Gecemi altüst eden. 
Söylesem inanmazsınız, 
Kalkıp verecek oldum, 
Düşürünce mendilini; 
Öldüğümü unutmuşum . 

-- Cahit Sıtkı Tarancı --

Isim: hâla uykusuz !!
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:49:43

Sizden

ESMER GÜZELİ YARİM 

Bu meltemli geceler, 
Su sesi, ayışığı, 
Uzayan türküleri 
Cırcır böceklerinin, 
Bu cümbüş, bu muhabbet 
Bu tatlı uykusuzluk, 
Hep senin şerefine, 
Esmer güzeli yarim... 

## Cahit Sıtkı Tarancı ##

Isim: uykusuz !!
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:43:30

Sizden

Neden liman deyince 
Hatırıma direkler gelir 
Ve açık deniz deyince yelken? 

Mart deyince kedi, 
Hak deyince işçi 
Ve neden ihtiyar değirmenci 
Allah'a inanır düşünmeden? 

Ve rüzgârlı havalarda 
Yağmur eğri yağar? 

-- Orhan Veli'nin isim vermediği bir şiiri--

Isim: Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:02:13

Sizden

Fikr-i Sabit 

Ne bileyim ben 
Kimdi Amerika'yı keşfeden 
Ne eder beş kere beş 
Güneyden mi kuzeyden mi doğardı güneş 

Kaçıncı padişahtı Yavuz 
Aylardan Nisan mı yoksa Temmuz 

Ne bileyim nereye gider turnalar 
Şeftali ne zaman çıkar 
Bahçemde gül açmış ya karanfil 
Umurumda değil 
Sabahlara dek kadeh elde 
Aklım fikrim o güzelde... 

-- Cahit Sıtkı Tarancı --

Isim: güneş
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 06:13:25

insan, hepsi ve her şey canım genç…
yargıları yükü olmuş,
ağırlaşmış adımları.
kaygılarıyla isyana, çatışmaya,
hatta savaşa dönmüş savı.

söze düşse de düşmese de,
duysak da, duymasak da,
’farklılık’ şimdi ve her an aramızda.
‘ayrılık’ tavırda, duyguda, usda…

O yazı kalsın istedim. Hiç bir şeyin üzerini örtmeye gerek yok çünkü…

--- ve hüzün sürmede, buraya dair ---

Isim: Şu an "sinirli"yim ileride ne olur bilmem !
Mail:
URL:
Date: 02/04/04
Time: 23:43:55

Sizden

HERKESE EŞİT SAYGI 

Burada gözüme çarpan birçok lüzumlu lüzumsuz yazılardan bir tanesine - gerçi aralarda kalıp unutulmuş gibi duruyor ama- sinirlerimi bozduğu için ve benim gibi düşünen başka arkadaşlarımın da olduğunu ümit ederek değinmeden geçemeyeceğim. 

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki hepimiz artık üniversite öğrencisi, belli bir ufku, düşüncesi,düşüncesini ifade etme yeteneği olan insanlarız. Ancak üniversiteye geldiği halde hâla dünyaya at gözlükleriyle bakan, olaylara objektif yaklaşmayı başaramayan belki de öğrenmeyen veya öğrenmek istemeyen kişilere denk gelmek beni gerçekten üzüyor. 

Konu inançlarla ilgili. Bahsettiğim yazıda da Müslümanlık harici dinlere o kadar çirkin saldırılar yapılıyor, düşünceyi ifade etme özgürlüğü o kadar dar görüşlülükle yapılıyor ki alçak ya da yüksek sesle olsun tepki göstermemek elde değil. İnsanlara "Şöyle yapın,böyle yapın ! " diye ukalalığa varan sözler sarfetmenin, Hristiyanlık ve İslâmiyet'ten önce fikirlerini belli bir felsefi temele oturtarak insanlara doğruyu buldurmaya çalışan - tek tanrılı ya da çok tanrılı olması farketmez bu dinlerin - sistemleri saçmalık olarak görmenin mantığı nedir? Eski Yunan'da yaşamış Plato da çok tanrılı dine sahip bir toplumun üyesidir. Ancak Plato'nun fikirleri Hristiyanlık ve Müslümanlığın temelindeki fikirlere paraleldir. Yani insanı değerlendirmede ölçüt inanç değil insanın düşünüş biçimi olmalıdır herşeyden önce. Diğer insanların düşünüş biçimlerini göz önüne almadan sahip olduğunu zannettiği bazı özellikleri - bu özelliklerin yararlı yararsız olması kişiden kişiye değişir- insanlara vermeye çalışmanın mantığı nedir peki? Diğer insanların senin düşündüklerini kabullenip kabullenmeyeceğini nereden biliyorsun? İnandığını düşündüğün dinin hoşgörü dini olduğuna inanman gerektiğini neden unutuyorsun? Öğrenim gördüğün yerin uluslararası bir özelliğe sahip olduğunu,burada farklı düşünen insanların da yaşadığını neden göz önünde bulundurmuyorsun? 

Güneş Hocam'a şunu söylemek istiyorum: "Sizden" bölümü amacının dışına çıkarmak isteyenler var."Lütfen sevdiğiniz bir şiiri, yazıyı, özlü sözü veya öylesine düşüncelerinizi bizimle paylaşın..." demişsiniz. Ben şimdilik üzerine yorum yaptığım konunun bu seçeneklerden,"öylesine düşünce " kısmına girdiğini varsayayım. En mantıklısı da bu gözüküyor. Önerimse bizden gelenleri değerlendirip uygun olanları sayfaya koymanızdır. Sanırım herkes için de en iyisi bu olacak. Bu yazıyı yazmak zorunda kaldığımı hissettiğim için yazdım. Diğer arkadaşlarımın ve Güneş Hocam'ın affına sığınarak bu tatsız konuyu burada kesmek istiyorum. Yine edebiyatla devam edelim n'olur. Herkese başarılar ve bol şans

Isim: ...
Mail: ...
URL: ...
Date: 02/04/04
Time: 15:52:23

Sizden

bir oğlum olacak 
adı temmuz 
uykusuz korkusuz 
beter mi beter 
ben beynimi satarak yaşıyorum 
o benden de proteler 

karataşın göbeğinde aşk 
karataşın göbeğinde sevda 
bende bitmeyen kavga 
karataş çatladı çatlayacak 
onda yeniden başlayacak 

bir oğlum olacak 
adı temmuz 
öfkede benden fırtına 
sevgide deniz

Isim:
Mail:
URL:
Date: 01/04/04
Time: 18:17:11

Sizden

siirler ve yazılarınız cok guzel. bunları duymaya ihtiyacımız var. sizi tebrık ederım. cok tesekkürler.

Isim: mira
Mail: mira730@mynet.com
URL:
Date: 30/03/04
Time: 15:47:37

Sizden

sabahın körü 
yolun başında duracaksın ve 
gözlerini sonunu dikip 
çıkacaksın yola 
yürürken gördüklerine şaşıracaksın 
şaşırma! ne gerek var? 
sevgiyle, umutla, özlemle izle yeter 
hiç mi görmemiştin 
denizin kayalarda tuzlarını nasıl bıraktığını 
ya da kabuk değiştirmiş yengeçleri kıyıya atışını 
tabii görmüştün ama böyle değil 
daha çok göreceksin denizdeki isyanları 
dalga dalga, köpük köpük coşacak deniz seni görünce 
kayalıklardaki martılar selam verecekler 
dalgalar sadece ama sadece 
senin için şarkı söyleyecek 
yunuslar bir yükselişte yükseklere çıkacaklar 
yükseklere... 
bulutlara... 
bulutlar ağlayacak seni görünce 
hayır, hayır üzüntüden değil 
mutluluktan 
geceleriyse yakamozlar göz kırpacak 
senin için sadece senin için! 
sonra yavaş yavaş uzaklaş oradan 
sihrini bozmadan hiçbir şeyin 
suya karış git... 
git ki; oradaki düğünleri, kervanları gör 
git ki; denizyıldızlarının işlediği dantelleri gör
git ki; yakamozların yangınını... 
git ki; denizin alev alev yanışını gör 
gör ve sadece izle 
karışma 
yoksa 
yoksa kaçarlar belki 
ürkerler senden 
yolun sonuna geleceksin ya 
belki de üzüleceksin ayrıldığına 
belki başa dönmek isteyeceksin ama 
vakit olmayacak 
ama her gördüğün deniz 
her gördüğün balık 
seni başka 
çok başka yerlere götürecek 
eğer başa dönme fırsatı bulursan 
onlara benden selam söyle 
belki bir gün ben de katılırım düğünlerine 
kim bilir? 
hep beraber denizi yakarız! 
külü bile kalmaz 
belki sen de katılırsın o gün bize 
buluta, aya, yunusa, dalgaya, 
yakamoza, denize 
ve bana... 
ve bendeki bize... 
bendeki ikimize... 
hatta belki yolun başına bile döneriz 
yürürken bu kez tanıdıklara selam çakarız 
ve yine yolun sonunda 
yeni denizlere açılmak aklımızda 
elele verip dalgalarla 
denizi yakarız, binbir umutla 

hayatımda bu kadar güzel yazılar okumamıştım. bu onlar kadar güzel asla olamaz ama içimden geldi yazdım.

98de sandere yazılmıştı

Isim: Abdullah Çat
Mail: cat@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 26/03/04
Time: 17:39:18

Sizden

Bu yazı gerçek bir aşk hikayesini anlatmaktadır ve yazıların hepsi aşık delikanlının günlüğünden alınmıştır.Yazanin adi belirtilmedigi icin size isim veremiyorum....SOYLEMEK İSTEDİGİNİZ SEYLERİ ASLA ERTELEMEMENİZ DİLEGİ İLE... 

10. sınıf 
İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için `benim en iyi arkadaşım` diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... 

11. sınıf
Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi,bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore`un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana herşey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... 

Son sınıf 
Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve `çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemicek` dedi, benim de çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidicektik, `en iyi arkadaş` olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana `hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini` söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... 

Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı... Sürekli onu izledim..Mükemmeldi... Diplomasını almak için sahenye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve `sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler` deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... 

Aradan yıllar geçti... Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu, onun `evet, kabul ediyorum` demesini,yeni hayatına girmesini izledim,başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve `nikahıma geldin teşekkürler` deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... 

Yıllar çok çabuk geçti... Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, çok kötüyüm,dayanamıyorum...etrafıma bakıyorum..her yerde o.. eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... 

Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi... "Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi. "

Isim: ümit
Mail: ubaskaya@yahoo.com
URL: www.baskaya.ulkesi.com
Date: 22/03/04
Time: 02:11:09

Sizden

Güller de solar...

Isim: gülden
Mail: gulden@marmara.edu.tr
URL:
Date: 18/03/04
Time: 12:15:04

Sizden

(bir insan yaşanmamışlığı bulunca 
onu artık hiç kimse anlatamaz
kalır sonsuz gücünün buyruğunda 
ve bütün kesinliklerin üzerinde 
yalnız dolaşır bir ateş böceği gibi 
kendi aydınlığında..) 

edip cansever'den..

Isim: sayıt kaytan
Mail: sayitkaytan@mynet.com
URL:
Date: 12/03/04
Time: 12:24:08

Sizden

Ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar,
ne de şeytan bir günahı 
seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni 
yokluğunda buldum seni 
bırak vehrimede gölgeni 
gelme artık neye yarar

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 10/03/04
Time: 01:23:53

Sizden

BEKLEMEDEN... 

sevmeleri sevdim hep, 
sevilmeyi beklemeden. 
bazen... 
haberleri bile olmadı, 
sevdiklerimin, 
sevdiğimden. 
ben, 
sevmeleri sevdim hep, 
istemeyi,bbeklemeyi, 
sevmediğimden...

Isim: Abdullah Çat
Mail: catug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 08/03/04
Time: 03:24:49

Sizden

`Neden sevinir insan zafer kazandığında 
Kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda` 

Candan Erçetin

Isim: Erkan Selen
Mail: erkase@hotmail.com
URL:
Date: 05/03/04
Time: 13:52:05

Sizden

"BIZIM BOYLE BIR HUYUMUZ VAR ISTE. 
BIZ PESINI BIRAKMAYIZ. 
'TAMAM CANIM, ISTEMIYOR ISTE' DEMEYIZ. VAZGECMEYIZ. 
HEP YANINDA DURURUZ. ARKANDA. USTUNDE. ONUNDE. 
YOLLARI DEGISTIRIRIZ. İNSANLAR GETIRIR, INSANLAR GOTURURUZ. 
TASLARI YENIDEN DIZERIZ. 
HER SEYE CEKIDUZEN VERIR, 
HER SEKLE YENI BIR SURET KAZANDIRIRIZ. 
OLMASI GEREKTIGI GIBI. İSTEDIGIMIZ GIBI. 
SENIN ISTEDIGIN GIBI. 
O ZAMAN HER SEY TERSINE DONER. 
NE KADAR GIZLENIRSEN O KADAR GORUNURSUN. 
NE KADAR KACARSAN O KADAR YAKINLASIRSIN. 
NE KADAR SAKINIRSAN O KADAR ACIRSIN. 
SUSARKEN, AVAZIN CIKTIGI KADAR BAGIRIYOR OLURSUN. 
ASAGI DUSERKEN YUKARI CIKARSIN. 
DUSMEMEK ICIN TUTUNDUGUNDA YERE CAKILIRSIN. 
VE ELLERINI BIRAKTIGINDA, SIMSIKI TUTUNUYOR OLURSUN. 
BIZ O YUZDEN ELLERINE BASARIZ. 
BOYLE BIR HUYUMUZ VAR ISTE. 
CUNKU GITTIGINDE BIZE DONERSIN. 
GITTIGINDE KENDINE DONERSIN." 

("Anne, Tut Elimi!", Uygar Şirin, Doğan Kitap)

Isim: 2001
Mail: chemistr19@mynet.com
URL:
Date: 05/03/04
Time: 09:22:53

Sizden

Allah aşkına nedir bu saçmalıklar ya Budizm,Tao,Zen vs birçok kavram ve batıl din inanışları, nedir bu? Sizin İslamiyet gibi güzel bir dininiz varken niçin başka yollara başvuruyorsunuz?Bakın birçok din kitabına size iç huzurun ve güzel insan olmanın yollarını gösterir. Ancak Kuran-ı Kerim haricinde bütün din kitaplarında (insanlar tarafından değişikliğe uğratıldığından dolayı)kendi içinde bir çelişki vardır. Budizm dahi 5 kurala önem vermektedir.İçki ve sigara-Zina yapma-Yalan söyleme-insanlara zarar verme-verilmeyeni almama.Fakat kendi içinde birden çok tanrı yaratarak inandırılıcığını yitirmektedir. Diğer bütün dinlerde insanlara değer vermekte ancak hiç düşünülememektedir. Fakat Allah-u Teala gönderdiği Kutsal kitabı Kuran-ı Kerim de insanlardan yaratılanların en şereflisi olarak bahsediyor ve vücuda zarar veren tüm kötülükleri yasaklıyor. Bu güne kadar acaba tam anlamıyla oturup tevekkül edeniniz oldumu? yoksa buradaki herkes ne olduğuna isim dahi veremediği ilahi güçlere mi inanıyor?Şu bir gerçekki birden çok tanrıya ulaşmak isteyen birisi her türlü kötülüğü yapmaya ve görmeye hazırdır.Çünkü iç huzuru sağlayamaz.hiç bir konunun sonunu bağlayamaz çünkü arkasında sağlam bir dayanağı yoktur. Oysaki varlıkların başlangıcını Allahın yarattığını,şüphesiz kabul edenlerin ruhu ve beyni sürekli huzur içinde bulunmaktadır.Bir kere olsun size denemeniz için abdest alarak oturun ve bu dünyada verilenlere karşı Allaha şükür edin dua edin.O kadar uğraştığınız iç huzuru anında bulacağınızı garanti ediyorum.Sessiz bir odaya oturup sadece size verilenleri düşünün bakınsebebler dairesinde nasıl sahip olmuşsunuz ve o sebebin başlangıcında Allahı bulacaksınız.Bulamazsanız gökyüzüne bakın ve düşünün o muntazam trafiği yöneteni Allahtan başka hiç bir bilimsel döngüye bağlayamazsınız.herşeyin başlangıcı Allahtır. Umarın biraz iman sahibi olmanızı sağlayabilirm Allaha emanet olun.

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 04/03/04
Time: 08:23:27

Sizden

Güneş'li günler... 

güneşli günler yaşadık, 
bir zaman. 
onunla doğduk güne, 
onunla battık geceye, 
gün geldi, 
başka dünyalara doğmak için, 
mavi aydınlığını içimize, 
bir parça ışığını avuçlarımıza, 
bırakıp gitti. 
yanmadı ellerimiz, 
kokusu kaldı, gül gibi, 
gün kokusu, 
sadece...

Isim: Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 03/03/04
Time: 15:36:35

Sizden

Denizin içinde kuru bir yer var mıdır ki, VAR'lık denizinin içinde de, YOK'luk manasında kuru bir bir yer olsun...

 (Kocayürek, 3.3.2004)

Isim: UFO
Mail:
URL:
Date: 01/03/04
Time: 19:49:13

Sizden

Hep O vardı 
Hatalarımın kökeninde, 
Başarılarımın doğuşunda, 
Hüsranlarımın sonunda,
 ..Ve yine O vardı 
Hislerimin bulandırdığı sularda, 
Sonsuz sevgimin yüreğimdeki yok oluşunda, 
Karanlıkları aydınlık sandıgım yolların sonunda, 
O, her şeye rağmen benim en değerlimdi, 
O en büyük eylemdi, 
O her zaman yepyeni bir kurgulamaydı, 
O DÜŞÜNMEnin ta kendisiydi.

Isim: Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 01/03/04
Time: 12:03:35

Sizden

Her ŞEY, HİÇBİR ŞEY'in içindedir... 

(Kocayürek...) 1.3.2004

Isim: AYCAN
Mail: aycanmetu@yahoo.com
URL: """
Date: 29/02/04
Time: 23:57:04

Sizden

Bilmen gerekenlerin sonuna vardığında,duyumsaman gerekenlerin başında olacaksın.

(Halil Cibran)

Isim: Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 25/02/04
Time: 17:38:42

Sizden

Ipıssız bozkırlar ortasında ... 

Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım, 
Kendi halindeki ıhlamur ağacını... 
Gövdesi dişbudağına yaslanmış, 
Yıllar yılı sallandırır dallarını... 

Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım, 
Kendi halindeki ıhlamur ağacını... 
Ağır ağır yükseltirken gövdesini, 
Köküyle özdeşleştirir toprağını... 

Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım, 
Kendi halindeki ıhlamur ağacını... 
Öğretir bilgeliğini bulutlara inat, 
Salar kokusunu rüzgarlara doğru... 

Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım, 
Kendi halindeki ıhlamur ağacını... 
Meyve veremez belki ama, 
Şifalandırır çiçek tohumlarını... 

Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım, 
Kendi halindeki ıhlamur ağacını... 
Dört mevsim secde edip, 
Akıtır gözyaşlarını Mevla’sına doğru... 

Ipsısız bozkırlar ortasında, 
Tanırım, Kendi halindeki.. 
Ve yalnızlığındaki.. 
Ihlamur ağacını... 

Kocayürek, 10.06.2003, 10.10

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 22/02/04
Time: 10:23:59

Sizden

< < Diyelim yağmura tutuldun bir gün 
< < Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek 
< < Obur yanda güneş kendi keyfinde 
< < Ne de olsa yaz yağmuru 
< < Pırıl pırıl düşüyor damlalar 
< < Eteklerin uca uca bir koşudur kopardın 
< < Dar attın kendini karşı evin sundurmasına 
< < İşte o evin kapısında bulacaksın beni  

< < Diyelim için çekti bir sabah vakti 
< < Erkenden denize gireyim dedin 
< < Kulaç attıkça sen 
< < Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan 
< < Ege Denizi bu efendi deniz 
< < Seslenmiyor 
< < Derken bi de dibe dalayım diyorsun 
< < İçine çil çil koşuşan balıklar 
< < Lapinalar gümüşler var ya 
< < Eylim eylim salınan yosunlar < < Onların arasında bulacaksın beni 

< < Diyelim sapına kadar sair bir herif çıkmış ortaya 
< < Çakmak çakmak gözleri 
< < Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı 
< < Herkes orda sen de ordasın 
< < Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından 
< < Yürüyelim arkadaşlar diyor Yürüyelim 
< < Özgürlüğe mutluluğa doğru 
< < Her isin başında sevgi diyor 
< < Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili < < Bi de başını çeviriyorsun ki 
< < Yanında ben varım. 

Can Yücel

Isim: Naim Atabağsoy
Mail: naim@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 18/02/04
Time: 02:58:19

Sizden

" Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi; kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta." - Orhan Veli Kanık -

Isim: Atilla Geniş
Mail: lazoli37@hotmail.com
URL:
Date: 14/02/04
Time: 00:02:21

Sizden

Site güzel, bilgiler yerinde, ama şu yazı rengi beni delirtti az, okumak çok zor ve yorucu, buna bir çözüm getirirseniz çok mutlu olurum,

Sevgim CAN laradır.

Isim: Kenan_
Mail: eker1907@hotmail.com
URL:
Date: 10/02/04
Time: 07:57:44

Sizden

Kendimi bulduğum düşlerde aradım sınırı,
Sınır neydi yaşamada,
Uçurum var mıydı gerçekten,
Bence kendi düşüncelerimiz bir uçurumdu,
Anlayış ve sevgi uçurumu,
Bir gün bu dünyadan ben de göçeceğim,
Onlar gibi,
Bırakabilmek ardında güzel şeyleri,
Ne kadar güzel kimbilir anı hatırlatan herşeyi,
Bir yaşam daha soluyor gözlerde..

Isim: SELÇUK ALTUNİŞ
Mail: KOZMİKSUUR@MYNET.COM
URL:
Date: 07/02/04
Time: 23:49:27

Sizden

ZAMANIMIZIN GİDEREK KISALDIĞI, ÇEVREMİZDEKİ HERKESİN BİR DOYUMSUZLUK İÇİNDE OLDUĞU BU SON DÖNEMDE BİLĞİNİN SONSUZLUĞUNU TÜM YÜCE BİLİÇLERLE EŞİT PAYLAŞMAKTAN YANA OLDUĞUMUZU BELİRTEREK BAŞLIYORUM YAZIMA; KOZMİK ŞUUR MERKEZİMİZİN TÜM ÜYELERİ, BİZE KATILACAK YENİ DOSTLARA , YÜCELİĞİN SONSUZLUĞUNDA KOZMİK BİLĞİYLE İÇ İÇE OLMAYI HEDEFLİYOR.BİLDİKLERİMİZİ, BİLENLERLE PAYLAŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞAMAK DİLEĞİMİZDİR. KOZMİK ŞUUR EĞİTİM MERKEZİMİZE KATILACAK TÜM KENDİNİ ARAYANLARA SESLENİYORUZ ANA.HASAT BAŞLAMAK ÜZERE EKTİKLERİMİZİ BİÇME ZAMANI GELİYOR.YENİ TOHUMLARIN TOPLANMASI GEREKİYOR.EŞİĞİ GECENLERLE KALANLAR ARASINDA OLMAK VEYA OLMAMAK SEÇİM SİZLERİN. GÖREVLİ KOZMİK BİLİNÇ RA-K-AR EVRİM GÖZCÜLERİ PLANINDAN TRANS MEDYUMU SELÇUK ALTUNİŞ
06/02/2004 23,30

Isim: Peri
Mail: lafleur@e-kolay.net
URL: ''eş ruhlar''
Date: 06/02/04
Time: 22:52:43

Sizden

Merhaba ,siteniz çok özenli ve aydınlık verici tebrik ederim .Ben uzun zamandır ''eş ruhlar ''konusunda araştırma yapıyorum bu konuyla ilgili bir çok eser okudum nette yazıları takip ediyorum ancak yeterli değil eğer yabancı yayınlarla ilgili tercümeniz varsa paylaşmayı çok isterim şimdiden teşekkür ederim saygılarımla...

Isim: kenan
Mail: eker1907@hotmail.com
URL:
Date: 06/02/04
Time: 13:07:47

Sizden

Uçurumun kenarında bir gülümsemeyle hatırla
Arkana bile bakmadan anımsamadan,
Yalan da olsa gülüşünü hatırla,
Güne bakışını,
Gerekiyorsa yaşam tohumlarını yolla,
Sarmaşığı hisset kendi vücudunda,
Her sabah kalktığında Merhaba de güneş' e
Yol anımsanacak kadar uzak,
Güneş hissedilecek kadar sıcak gelecek artık sana...
Bir güneş bir de ay anımsatacak kendini sana.
Yol alacak bir düş olacaksın,
Her geçmişe baktığında.
Güneş bir o kadar da yakacak yüzünü,
Gülüşlerin yalan olduğunda.

Isim: Osman YÜKSEL
Mail: o_ce@hotmail.com
URL: http://www.geocities.com/dynsufi
Date: 04/02/04
Time: 17:46:14

Sizden

Sn. Güneş öncelikle belirtmek isterim ki sitenize hayran kalmamak mümkün değil. İçerik gerçekten güzel, sade bir dizayn ve herşey tamam.

Zen ve koanlar konusu sanırım sizin de ilgi alanınıza giriyor. Hayat sitilini zen olarak belirlemenin ötesinde zen'in mantığını ve özünü anlatacak içeriğin biraz daha genişletilmesi sizden isteğim.

Tekrar teşekkür ediyorum vakit harcayıp böyle güzel bir site yaptığınız için.

*****Stop thinking, and end your problems*****

 Fundamentally no wisdom-tree exists,
Nor the stand of a mirror bright.
Since all is empty from the beginning,
Where can the dust alight

 

                           

#12 #11 #10 #9  #8 #7 #6 #5 #4 #3 #2 #1

 

 

about me
benden
from me
sizden
from you
size mektup
letter to you
 bilge&bilgelik
sage&wisdom
inspirational
illusions
just4fun
music
links
friend
updates
guestbook
günce (arşiv)

1 güzel insan
1 special man

MATH105
MATH106

autumn at BİLKENT

spring at
BİLKENT

winter at
BİLKENT

GALLERY

album

e-mail

Hit Counters

Hits

Please do not alter counter code or your counter will be deactivated by the system.

Counts