Isim: Ümit Özger
Mail: kumit@bilkent.edu.tr
URL:
Date: 07.06.2004
Time: 09:23
Sizden
Eve Dönüş
Karşılaştın mı?
Karşılaştın da şaştın mı?
İster bitkin olalım, ister zinde
Gideceğiz
Vakit geldiğinde.
İşte orada erek
Gülerek
Seve seve
Döneceğiz eve.
Ümit K. Özger

Isim: deli aşık
Mail: mahmut19851@mynet
URL:
Date: 10.06.2004
Time: 18:22
Sizden
SİMDİ SORUYORUM SANA ADI SEVDAYSA BU CEHENNEMİN SEN YAKTIN DA BEN YANMADIN MI??????? SENİ SEVİYOOOOOOOOOORRRUUUUUMMMM S.Ç.S.

Isim: serdar
Mail: www. serdar uyar. com
URL:
Date: 08.06.2004
Time: 15:07
Sizden
yasalar
aşk adamı vurur

Isim: Kaan Cabbar
Mail: kaancabbar@mynet.com
URL:
Date: 04.06.2004
Time: 15:37
Sizden
Troya Önünde Atlar
I. koşu
Kör bir ozan anlattı bunları,
Atların da ruhu vardı
Troya önünde,
Ta Hades'ten duyulurdu kişnemeleri,
Atsız bu bu kişneme ölüleri ürpertir,
Köpeği deliye çevirirdi.
Kimi de Troya önünde nal sesleri gezinirdi,
Gömülmemiş bir atın erinçsiz ruhundan.
O gün Akhalar başka biri için yarışsalardı
İlk ödülü Akhileus götürürdü barakasına.
Çünkü ölümsüz atları vardı,
Onları Poseidon vermişti babası Peleus'a,
Peleus da oğluna armağan etmişti.
Şimdi atlar yas tutuyorlar Patroklos'a,
Yürekleri burkuk, toprağa değiyor yeleleri...
.........
Melih Cevdet Anday
Hades : Chronus ve Rhea'nin ogullarindan biri. Cehennemlerin karanlık alemlerin
ve ölüler diyarının tanrısı.
Kerberos (Köpek) : Ölüler diyarının kapısıı bekleyen üç başli köpek.
Akhilleus: Peleus ile Tethys’in oğlu ünlü Yunan Kahramanı.
Topuğundan başka hiç bir yerine ok işlemez, kılıç kesmezdi.
Poseidon : Chronus ve Rhea'nin ogullarindan biri.
Yunanlıların deniz tanrısına verdikleri ad. Romalılar Neptune der.
Peleus : yunan mitolojisinde teselya mirmidonlarının kralı olarak geçer adı..ama asıl
ününü thetis ile evlendikten sonra kazanır...Akhilleus'un babasıdır.
Patroklos : Menoltios'un oğlu.Akhilleus'un en yakın arkadaşı..
Hektor la teke tek dövüşte öldürülmüştür..

Isim: Servet Karacil
Mail: servet_karacil@mynet.com.tr
URL:
Date: 04.06.2004
Time: 12:43
Sizden
Dinle
de Yıldızları, şu hutbeyi şirinine
Name-i Nurunu hikmet bak ne takrir eylemiş

Isim: İlkcan
Mail: ilkcansimsek@yahoo.com
URL:
Date: 01.06.2004
Time: 13:19
Sizden
Mevlana diyarından selam.
Sitenize rastlantı sonucu girdim. Daha inceleme fırsatımda olmadı ama bu yazıyı yazdıktan sonra ayrıntılarıyla inceleyeceğim. Birşeyler yazın diyorsunuz ya yazıyorum işte.
Gel ne olursan ol yine gel.
İster putperest ol, ister mecuzi ne olursan ol yine gel.
Bizim dergahımız sevgi dergahıdır.

Isim: KaanCABBAR
Mail:
URL:
Date: 29.05.2004
Time: 19:57
Sizden
BURNU FINDIK
Çocukken perilerin postanelerde yaşadıklarını sanırdım.öyle ufak posta kutularında telefon kulübelerinde değil, bildiğimiz gişesi falan olan postane binalarında işte.
Uzunca bir süre bu fikrimi kimselere açıp onaylatmadım ama bu durumdan gayet
emindim. Postanede periler vardı, onlar Nazan’a havale yollayıp çocuğu hasta etmişlerdi.
Üstelik perilerin en kudretlisi peri padişahı, Nazan’ın yemyeşil gözlerine aşık olup, onu daha bebekken, büyüyünce başka birisinin gelini olmasın diye nikahına almıştı…
Böyleydi yani…
Büyüklerin felçli Nazan bebek için, kimi zaman “Ateşlenip havale geçirdi, böyle kaldı” kimi zamanda, “Cin tuttu, peri padişahı nikahına aldı” diye açıklama yapmaları, kafamda böyle birleşmişti.
Çünkü dedemin arada bir istanbul’dan gelen havaleyi almak için postaneye gittiğini
biliyorum. Demek ki havale işleri postaneden dönüyordu, perilerin üssü
de oradaydı. Periler, pulların arkasını yalıyor, telefonu kulağına dayarsan sana ıslık çalıyorlardı.
Bir gün postacının üstüne kasten bir düve iriliğindeki köpeğimiz Tarkan’ı salarak adamcağızı dut ağacının tepesine kadar kovalattırdım.
Postacıya yönelik bu menfur suikast girişimim sonunda, bendeki bu postacı ve postane nefretini gerekçeleriyle dedeme açıklamak zorunda kaldım.
Kendisi gülüp, “Öööle değil len” dedi “Nazan’ın havalesi başka bişey, postaneynen felan alakası
yok… Hastalık o… Çok ateşi çıkıp beynini yakmış… Anladınmı?”.
Anlamadım tabi. Dedem peri konusunda bir açıklama getirmeksizin sert bir ses tonuyla “hangisi anlatıyo sana böööle şeyleri anneannen mi, teyzen mi, deyiver bakalım bana” diye bağırdı.
Anneannemi ve teyzemi dedemin olası hışmından korurken, benim gözümde henüz aklanmamış postacıyı harcamayı da ihmal etmedim, kesin konuştum: Postacı…
Hepsini postacıdan duydum…
Teyzem, çeşitli zaman aralıklarıyla beni ayakta mutfak kapısının pervazına yaslanıp, pervaza, kurşun
kalemle boyumun uzunluğunu belirten çizikler atıyordu. Nazan’la birlikte büyüyorduk.
Nazan’ın annesi Emine yenge, bazen durduk yere bana bakıp ağlamaya başlıyordu.
Keşke Nazan da benim gibi bahçelerde koşup oynasaydı, keşke büyüyünce benim gelinim olsaydı…
Oysa o yatağında öylece yatıyor, kimseleri görmüyor, duymuyor, yalnızca ara sıra gelen perilere gülümseyip uzun uykulara dalıyordu…
Ben gizlice yastığına yanağımı koyup baktığı yerleri gözetliyor, O’nun kimi zaman duvarda, bazen tavanda
ya da yerde görüp gülümsediği perileri bulmaya çalışıyordum.
Ama Nazan ben gibi ağaçların cindoruğuna çıkıp dalından kiraz yiyemez, çaya girip balık kovalayamazdı,
ben de perileri göremezdim…
Görebilseydim, bi çift lafım vardı o perilere… Gidip padişahlarına söylesinlerdi.
Annesi hep ağlıyor, babası derdinden tenekeyle rakı içip bahçelerin gölgesine, ısırgan otlarının arasına
devriliyordu. Yeterdi artık. Bıraksındı Nazan’ı. Hem, büyüyünce o benim gelinim olacaktı…
Bir keresinde tüm bunları kocaman bir kömür sobasına söyledim.
Nazan oraya bakıp gülüyordu, periler sobanın oralarda bir yerde olmalıydılar…
Söylediklerim peri padişahının yüreğini yumuşattı galiba. Ertesi yıl Nazan birkaç insanı tanımaya başladı
sanki. Başucuna gidince onlara belli belirsiz gülümsüyordu.
Bunlardan birisi bendim. Annesinden öğrendiğim gibi işaret parmağımı usulca burnuna dokundurup gülerek “Fındık burunlu kız, fındık burunlu kız”
diyordum… O koca yeşil gözlerini açıp öyle bir gülüyordu ki…
Artık iyiden iyiye inanıyordum, az kalmıştı, Nazan kalkacak, büyüyecek, benim burnu fındık gelinim olacaktı…
Ama bir yaz gecesi, bahçede, başucuna gittiğimde bana bakıp, önce yüzünü ekşitti, sonra katıla katıla ağlamaya başladı.
Ne yapacağımı bilemedim öylece kalakaldım…
Sıcak yaz gecesinde herkes bahçelerdeydi. Köyün tepesindeki mağaradan kaynayan su, yollardaki arklardan kıvrıla kıvrıla usulca herkesin bahçesine geliyor, hanımlar akşam serinliğinde bostan sularken beyler çardaklarda külbastı yapıp, mağaranın buz gibi suyuyla buğulanan bardaklardan rakı içiyorlardı.
Annesi, akşamları ferahlasın diye Nazan’ı da bahçelere getirip ordaki bir kerevete yatırıyordu.
Esasen ben akşamları Nazan’a pek bulaşmaz, adamlar sofrasında oturup “laf dinlerdim” .ama bu kez farklıydı. Dayım eliyle bir ateş böceği yakalayıp, sigarasının jelatinine koyarak bana “çoban ampulü” yapıvermişti.
Elimde jelatin içinde yanıp sönen ateş böceği ile bir süre dolaştıktan sonra onu Nazan’a göstermeye karar
verdim. Daha görür görmez ağlamaya başladı. Bir bana bir elimdekine bakıp hıçkırıyor, gözlerini sımsıkı kapatıyordu.
Periler mi söyledi, ne oldu, nasıl akıl ettim bilmiyorum; jelatini gevşetip ateşböceğini gökyüzüne bıraktım.
Ağlaması bıçak gibi kesildi.bir süre gözleriyle ateş böceğini izledi, sonra bana baktı, “burnu fındık” dedim, güldü…
Eylüldü, bağbozumu zamanı… ”Düğünlerde bu kadar çok ağlanılmaz ama” dedi teyzem…
“Bu Nazan’ın düğünü işte… ”Burnu fındık peri padişahına gelin gitti...
Attila ATALAY

Isim: serdar
Mail: sozer3@yahoo.com
URL:
Date: 28.05.2004
Time: 20:24
Sizden
Deha, imkansız zannadilende mümkünü görebilmektir. Gemilerin karada da yüzebileceğini sezmek, mehmedlerden birini Fatih yapar.

Isim: zeki
Mail: zekigunes@yahoo.com
URL: zmg
Date: 24.05.2004
Time: 21:00
Sizden
60'lı yıllar. Amerika'nın prestiji NBA basketbol liginde Boston Celtics fırtınası esiyor. Diğer takımlarda yıldız dolu olduğu halde takım oyunu ile şampiyonluğa ulaşıyorlar. Bu takımın oyuncularından biri, şampiyonluğun ertesinde bir gazeteciye verdiği röportajda şunları söylüyordu : "Kaybettiğimiz maçlardan sonra sadec ve sadece şunu düşünüyorduk; biz maçı kaybetmemiştik, yalnızca zaman bitmişti."

Isim: Mustafa
Mail: bolukbasi_m@hotmail.com
URL:
Date: 20.05.2004
Time: 11:23
Sizden
Nerede yaşıyoruz ve ne için?
Evren mi, gördüğümüz somut nesneler mi esas gerçeklik yoksa zaman ve mekandan bağımsız başka bir şey mi gerçeklik?
Gerçek ve nesne (madde) dediğimiz aslında sadece duyu organlarımızla kavradıklarımız.Oysa duyu organlarımızla kavradıklarımız çoğu zaman yanıltıcıdır.
Örneğin sesten ve ışıktan yalıtılmış bir odada olduğunuzu düşünün.
Dışarıdaki yağmur sesini, duyamazsınız. Islanmamak için koşup
duran (aslında daha çok ıslanan) adamın ayak seslerini duyamazsınız ve tabii karanlıkta olduğunuz için elindeki çantayı göremezsiniz.
Peki bunlar yok mudur? Siz olmadığını düşünürsünüz fakat aslında vardır.
Çünkü gerçeklikte YOK diye bir şey
YOKTUR. Sadece sizin algılama yeteneğinizin yetmedikleri vardır.
Duyu organları bu şekilde yanıltıcı olduğundan gerçek olanla hayali karıştırırız.
Gördüklerimizin sadece sınırlı şeyler olduğununun farkına varamayız.
Oysaki bütün bu madde dünyasının dışında- üzerinde küçük parçacıklar vardır.
İnsanlar bunları farkedemez, algılayamaz. Bu yüzden ruhunu bedenle sıkıştırır.
Oysa bütün gerçeklik ve madde sadece zihinimideki algıdan ibarettir.

İsim: TuGcE
Mail: ttogay@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 19/05/04
Time: 18:57
Sizden
Güneş hocam sizinle birlikte 2. dönemimizi de bitirdik. yaramaz bir sınıfın öğrencisi olarak sizi üzdüğümüz her saniye için binlerce kez özür dileriz. Sayıların içinde boğuşurken öğrettiğiniz tek şeyin matematik olmadığını düşünüyorum. Size de bizim kadar başarılar dilerim, sınavlarımızı okumak da yapmak kadar zor olsa gerek :)

Isim: Naim Atabagsoy
Mail: naim_ata@yahoo.com
URL:
Sizden
Sen Benim Hiçbir Şeyimsin
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin
=+= Attila Ilhan =+=

Isim: güneş
Mail:
URL:
Sizden
neden...?

Isim:
Mail:
URL:
Sizden
söylenen söz değil,
kimin söylediği önemli

Isim: nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Sizden
Güneşin Olsun
~ Cesar Fleischler ~
Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa
Ya da fırtına olsa.
Gök bulutlarla
Dünya kavgayla dolsa
Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla
En karanlık gününü
Bir şarkın olsun gönlünde
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar boğsa bile
Bir şarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder atlatmaya
En yalnız gününü
Başkaları için de bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalımda
Ve seni mutlu edecek her şeyi
Söyle onlara da
Bir şarkın olsun dudaklarında
Yitirme sakın cesaretini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak.!

Isim: Ekrem
Mail: soyler@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Sizden
'' Mutluluk bir topa benzer. Yuvarlandığında hemen onun peşinden koşarız, durduğunda ise onu tekmeleriz.''
Ekrem Söyler
''
Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz.
Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz.''
Behçet Necatigil
'
'Hayat bir hikayeye benzer; önemli olan eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır''
Seneca

Isim: Ekrem S.
Mail:
URL:
Sizden
SERSERİ
Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.
Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı;
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı,
Halime ben bile hayret ederim.
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr...
Bir rüya uğrunda be diyâr diyâr,
Gölgemin peşinde yürür giderim...
Necip Nazıl Kısakürek
(Necip Fazıl Kısakürek bu şiirini 19 yaşında yazmıştır)

Isim: ISMAIL ALKIS
Mail: ialkisqstu.inonü.edu.tr
URL:
Sizden
Karşıdan
karşıya gecerken elleri birakilan cocuklardik biz .
Hangi tarafa gecsek hep orda kalirdik .
CÜNKÜ BIZ SAHIPSIZ SOKAK COCUKLARIYDIK .
SERSERI DERLERDI
SERSERI ÖLMEZDI
ÖLSE
DE GÖMÜLMEZDI .
BIR SOKAK COCUGU

Isim: Mustafa
Mail: legendlover@mynet.com
URL:
Sizden
KAPIYI ÇALAN
Gelme diyorsun
Bu gel demektir
Birazdan güneş doğacak
Dolu dizgin atlılar geçecek yüreğimden
Seni düşüneceğim
Gümüş mahmuzların parlaklığınca
Yağmur nal izlerini örtmeden
Sana geleceğim
Bekle beni...
***
ben böyle olsun istememiştim
ya çok yakın
ya senden çok uzak olmalıydım
aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
büyük dağlar derin denizler...
sana gelmeye gücüm yetmemeliydi...
çaresizliğimin hıncını mesafelere yüklemeliydim...
dağda yanan bir çoban ateşi gibi
gökte bir yıldız gibi
seni görmeli
seni yaşamalı
ve senden uzaklarda olmalıydım...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer.
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret
kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Can Yücel
Isim: sevgi
Mail:
URL:
Date: 07/04/04
Time: 13:27:30
Sizden:
Ölüm Dörtlüğü
Ölüm aklına geldiği zaman
Ah edip,vah edip inleme
O halinle Tanrıyı incitmiş olacaksın,
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiğinde sen gitmiş olacaksın...
A.KAYA
Isim:
Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 13:38:30
Sizden
Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım
-- Attilâ İlhan --
Isim:
Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 13:29:17
Sizden
Ben Sana Mecburum Bilemezsin
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
## Attilâ İlhan ##
Isim:
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:57:53
Sizden
DALGIN ÖLÜ
Dün güzel bir kadın geçti,
Kabrimin yakınından.
Doya doya seyrettim,
Gün hazinesi bacaklarını,
Gecemi altüst eden.
Söylesem inanmazsınız,
Kalkıp verecek oldum,
Düşürünce mendilini;
Öldüğümü unutmuşum .
-- Cahit Sıtkı Tarancı --
Isim:
hâla uykusuz !!
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:49:43
Sizden
ESMER GÜZELİ YARİM
Bu meltemli geceler,
Su sesi, ayışığı,
Uzayan türküleri
Cırcır böceklerinin,
Bu cümbüş, bu muhabbet
Bu tatlı uykusuzluk,
Hep senin şerefine,
Esmer güzeli yarim...
## Cahit Sıtkı Tarancı ##
Isim:
uykusuz !!
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:43:30
Sizden
Neden liman deyince
Hatırıma direkler gelir
Ve açık deniz deyince yelken?
Mart deyince kedi,
Hak deyince işçi
Ve neden ihtiyar değirmenci
Allah'a inanır düşünmeden?
Ve rüzgârlı havalarda
Yağmur eğri yağar?
-- Orhan Veli'nin isim vermediği bir şiiri--
Isim:
Naim ATABAĞSOY
Mail: naim_Ata@yahoo.com
URL:
Date: 03/04/04
Time: 00:02:13
Sizden
Fikr-i Sabit
Ne bileyim ben
Kimdi Amerika'yı keşfeden
Ne eder beş kere beş
Güneyden mi kuzeyden mi doğardı güneş
Kaçıncı padişahtı Yavuz
Aylardan Nisan mı yoksa Temmuz
Ne bileyim nereye gider turnalar
Şeftali ne zaman çıkar
Bahçemde gül açmış ya karanfil
Umurumda değil
Sabahlara dek kadeh elde
Aklım fikrim o güzelde...
-- Cahit Sıtkı Tarancı --
Isim:
güneş
Mail:
URL:
Date: 03/04/04
Time:
06:13:25
insan, hepsi ve her şey canım genç…
yargıları yükü olmuş,
ağırlaşmış adımları.
kaygılarıyla isyana, çatışmaya,
hatta savaşa dönmüş savı.
söze düşse de düşmese de,
duysak da, duymasak da,
’farklılık’ şimdi ve her an aramızda.
‘ayrılık’ tavırda, duyguda, usda…
O yazı kalsın istedim. Hiç bir şeyin üzerini örtmeye
gerek yok çünkü…
---
ve hüzün sürmede, buraya dair ---
Isim:
Şu an "sinirli"yim ileride ne olur bilmem !
Mail:
URL:
Date: 02/04/04
Time: 23:43:55
Sizden
HERKESE EŞİT SAYGI
Burada gözüme çarpan birçok lüzumlu lüzumsuz yazılardan bir tanesine - gerçi aralarda kalıp unutulmuş gibi duruyor ama- sinirlerimi bozduğu için ve benim gibi düşünen başka arkadaşlarımın da olduğunu ümit ederek değinmeden geçemeyeceğim.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki hepimiz artık üniversite öğrencisi,
belli bir ufku, düşüncesi,düşüncesini ifade etme yeteneği olan insanlarız. Ancak üniversiteye geldiği halde hâla dünyaya at gözlükleriyle bakan, olaylara objektif yaklaşmayı başaramayan belki de öğrenmeyen veya öğrenmek istemeyen kişilere denk gelmek beni gerçekten üzüyor.
Konu inançlarla ilgili. Bahsettiğim yazıda da Müslümanlık harici dinlere o kadar çirkin saldırılar yapılıyor, düşünceyi ifade etme özgürlüğü o kadar dar görüşlülükle yapılıyor ki alçak
ya da yüksek sesle olsun tepki göstermemek elde değil. İnsanlara "Şöyle yapın,böyle yapın ! " diye ukalalığa varan sözler sarfetmenin, Hristiyanlık ve İslâmiyet'ten önce fikirlerini belli bir felsefi temele oturtarak insanlara doğruyu buldurmaya çalışan - tek tanrılı
ya da çok tanrılı olması farketmez bu dinlerin - sistemleri saçmalık olarak görmenin mantığı nedir? Eski Yunan'da yaşamış Plato da çok tanrılı dine sahip bir toplumun üyesidir. Ancak Plato'nun fikirleri Hristiyanlık ve Müslümanlığın temelindeki fikirlere paraleldir. Yani insanı değerlendirmede ölçüt inanç değil insanın düşünüş biçimi olmalıdır herşeyden önce. Diğer insanların düşünüş biçimlerini göz
önüne almadan sahip olduğunu zannettiği bazı özellikleri - bu özelliklerin yararlı yararsız olması kişiden kişiye değişir- insanlara vermeye çalışmanın mantığı nedir peki? Diğer insanların senin düşündüklerini kabullenip kabullenmeyeceğini nereden biliyorsun? İnandığını düşündüğün dinin hoşgörü dini olduğuna inanman gerektiğini neden unutuyorsun? Öğrenim gördüğün yerin uluslararası bir özelliğe sahip olduğunu,burada farklı düşünen insanların da yaşadığını neden göz önünde bulundurmuyorsun?
Güneş Hocam'a şunu söylemek istiyorum: "Sizden" bölümü amacının dışına çıkarmak isteyenler var."Lütfen sevdiğiniz bir şiiri, yazıyı, özlü sözü veya öylesine düşüncelerinizi bizimle paylaşın..." demişsiniz. Ben şimdilik üzerine yorum yaptığım konunun bu seçeneklerden,"öylesine düşünce " kısmına girdiğini varsayayım. En mantıklısı da bu gözüküyor. Önerimse bizden gelenleri değerlendirip uygun olanları sayfaya koymanızdır. Sanırım herkes için de en iyisi bu olacak. Bu yazıyı yazmak zorunda kaldığımı hissettiğim için yazdım. Diğer arkadaşlarımın ve Güneş Hocam'ın affına sığınarak bu tatsız konuyu burada kesmek istiyorum. Yine edebiyatla devam edelim n'olur. Herkese başarılar ve bol şans
Isim:
...
Mail: ...
URL: ...
Date: 02/04/04
Time: 15:52:23
Sizden
bir oğlum olacak
adı temmuz
uykusuz korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden de proteler
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde sevda
bende bitmeyen kavga
karataş çatladı çatlayacak
onda yeniden başlayacak
bir oğlum olacak
adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
Isim:
Mail:
URL:
Date: 01/04/04
Time: 18:17:11
Sizden
siirler ve yazılarınız cok guzel. bunları duymaya ihtiyacımız var. sizi tebrık ederım. cok tesekkürler.
Isim:
mira
Mail: mira730@mynet.com
URL:
Date: 30/03/04
Time: 15:47:37
Sizden
sabahın körü
yolun başında duracaksın ve
gözlerini sonunu dikip
çıkacaksın yola
yürürken gördüklerine şaşıracaksın
şaşırma! ne gerek var?
sevgiyle, umutla, özlemle izle yeter
hiç mi görmemiştin
denizin kayalarda tuzlarını nasıl bıraktığını
ya da kabuk değiştirmiş yengeçleri kıyıya atışını
tabii görmüştün ama böyle değil
daha çok göreceksin denizdeki isyanları
dalga dalga, köpük köpük coşacak deniz seni görünce
kayalıklardaki martılar selam verecekler
dalgalar sadece ama sadece
senin için şarkı söyleyecek
yunuslar bir yükselişte yükseklere çıkacaklar
yükseklere...
bulutlara...
bulutlar ağlayacak seni görünce
hayır, hayır üzüntüden değil
mutluluktan
geceleriyse yakamozlar göz kırpacak
senin için sadece senin için!
sonra yavaş yavaş uzaklaş oradan
sihrini bozmadan hiçbir şeyin
suya karış git...
git ki; oradaki düğünleri, kervanları gör
git ki; denizyıldızlarının işlediği dantelleri gör
git ki; yakamozların yangınını...
git ki; denizin alev alev yanışını gör
gör ve sadece izle
karışma
yoksa
yoksa kaçarlar belki
ürkerler senden
yolun sonuna geleceksin ya
belki de üzüleceksin ayrıldığına
belki başa dönmek isteyeceksin ama
vakit olmayacak
ama her gördüğün deniz
her gördüğün balık
seni başka
çok başka yerlere götürecek
eğer başa dönme fırsatı bulursan
onlara benden selam söyle
belki bir gün ben de katılırım düğünlerine
kim bilir?
hep beraber denizi yakarız!
külü bile kalmaz
belki sen de katılırsın o gün bize
buluta, aya, yunusa, dalgaya,
yakamoza, denize
ve bana...
ve bendeki bize...
bendeki ikimize...
hatta belki yolun başına bile döneriz
yürürken bu kez tanıdıklara selam çakarız
ve yine yolun sonunda
yeni denizlere açılmak aklımızda
elele verip dalgalarla
denizi yakarız, binbir umutla
hayatımda bu kadar güzel yazılar okumamıştım. bu onlar kadar güzel asla olamaz ama içimden geldi yazdım.
98de sandere yazılmıştı
Isim:
Abdullah Çat
Mail: cat@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 26/03/04
Time: 17:39:18
Sizden
Bu yazı gerçek bir aşk hikayesini anlatmaktadır ve yazıların
hepsi aşık delikanlının günlüğünden alınmıştır.Yazanin adi belirtilmedigi
icin size isim veremiyorum....SOYLEMEK İSTEDİGİNİZ SEYLERİ ASLA
ERTELEMEMENİZ DİLEGİ İLE...
10. sınıf
İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için `benim en iyi
arkadaşım` diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun
benim olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle
bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta
olmadığı için günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür
etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini
istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
ama çok utanıyordum...
11. sınıf
Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini
kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini
söyledi,bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel
gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra
Drew Barrymore`un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra
uyumaya karar verdi, bana herşey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok
seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Son sınıf
Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve `çıktığım çocuk hasta
ve partiye gelemicek` dedi, benim de çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta
birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere
birlikte gidicektik, `en iyi arkadaş` olarak. Ve partiye birlikte gittik,
o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine
kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o
güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama
o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana
`hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini` söyledi ve yanağımdan öptü. Onu
sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok
seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...
Sürekli onu izledim..Mükemmeldi...
Diplomasını almak için sahenye çıkarken sanki havada süzülen bir melek
gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım
gözle bakmıyordu bunu biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi
ve
ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve `sen benim en iyi
arkadaşımsın, teşekkürler` deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş
olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama
söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Aradan yıllar geçti...
Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu,
onun `evet, kabul ediyorum` demesini,yeni hayatına girmesini
izledim,başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama
o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına
girmeden önce yanıma geldi ve `nikahıma geldin teşekkürler` deyip
yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini
istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
ama çok utanıyordum...
Yıllar çok çabuk geçti...
Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum,
çok kötüyüm,dayanamıyorum...etrafıma bakıyorum..her yerde o..
eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı...
Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...
"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim
ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak
istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini
söyleseydi. "
Isim:
ümit
Mail: ubaskaya@yahoo.com
URL: www.baskaya.ulkesi.com
Date: 22/03/04
Time: 02:11:09
Sizden
Güller de solar...
Isim:
gülden
Mail: gulden@marmara.edu.tr
URL:
Date: 18/03/04
Time: 12:15:04
Sizden
(bir insan yaşanmamışlığı bulunca
onu artık hiç kimse anlatamaz
kalır sonsuz gücünün buyruğunda
ve bütün kesinliklerin üzerinde
yalnız
dolaşır bir ateş böceği gibi
kendi aydınlığında..)
edip cansever'den..
Isim:
sayıt kaytan
Mail: sayitkaytan@mynet.com
URL:
Date: 12/03/04
Time: 12:24:08
Sizden
Ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar,
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehrimede gölgeni
gelme artık neye yarar
Isim:
nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 10/03/04
Time: 01:23:53
Sizden
BEKLEMEDEN...
sevmeleri sevdim hep,
sevilmeyi beklemeden.
bazen...
haberleri bile olmadı,
sevdiklerimin,
sevdiğimden.
ben,
sevmeleri sevdim hep,
istemeyi,bbeklemeyi,
sevmediğimden...
Isim:
Abdullah Çat
Mail: catug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 08/03/04
Time: 03:24:49
Sizden
`Neden sevinir insan zafer kazandığında
Kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda`
Candan Erçetin
Isim:
Erkan Selen
Mail: erkase@hotmail.com
URL:
Date: 05/03/04
Time: 13:52:05
Sizden
"BIZIM BOYLE BIR HUYUMUZ VAR ISTE.
BIZ PESINI BIRAKMAYIZ.
'TAMAM CANIM, ISTEMIYOR ISTE' DEMEYIZ. VAZGECMEYIZ.
HEP YANINDA DURURUZ. ARKANDA. USTUNDE. ONUNDE.
YOLLARI DEGISTIRIRIZ. İNSANLAR GETIRIR, INSANLAR GOTURURUZ.
TASLARI YENIDEN DIZERIZ.
HER SEYE CEKIDUZEN VERIR,
HER SEKLE YENI BIR SURET KAZANDIRIRIZ.
OLMASI GEREKTIGI GIBI. İSTEDIGIMIZ GIBI.
SENIN ISTEDIGIN GIBI.
O ZAMAN HER SEY TERSINE DONER.
NE KADAR GIZLENIRSEN O KADAR GORUNURSUN.
NE KADAR KACARSAN O KADAR YAKINLASIRSIN.
NE KADAR SAKINIRSAN O KADAR ACIRSIN.
SUSARKEN, AVAZIN CIKTIGI KADAR BAGIRIYOR OLURSUN.
ASAGI DUSERKEN YUKARI CIKARSIN.
DUSMEMEK ICIN TUTUNDUGUNDA YERE CAKILIRSIN.
VE ELLERINI BIRAKTIGINDA, SIMSIKI TUTUNUYOR OLURSUN.
BIZ O YUZDEN ELLERINE BASARIZ.
BOYLE BIR HUYUMUZ VAR ISTE.
CUNKU GITTIGINDE BIZE DONERSIN.
GITTIGINDE KENDINE DONERSIN."
("Anne, Tut Elimi!", Uygar Şirin, Doğan Kitap)
Isim:
2001
Mail: chemistr19@mynet.com
URL:
Date: 05/03/04
Time: 09:22:53
Sizden
Allah aşkına nedir bu saçmalıklar ya Budizm,Tao,Zen vs birçok kavram ve batıl din inanışları, nedir bu?
Sizin İslamiyet gibi güzel bir dininiz varken niçin başka yollara başvuruyorsunuz?Bakın birçok din kitabına size iç huzurun ve güzel insan olmanın yollarını gösterir.
Ancak Kuran-ı Kerim haricinde bütün din kitaplarında (insanlar tarafından değişikliğe uğratıldığından dolayı)kendi içinde bir çelişki vardır.
Budizm dahi 5 kurala önem vermektedir.İçki ve sigara-Zina yapma-Yalan söyleme-insanlara zarar verme-verilmeyeni almama.Fakat kendi içinde birden çok tanrı yaratarak inandırılıcığını yitirmektedir.
Diğer bütün dinlerde insanlara değer vermekte ancak hiç düşünülememektedir.
Fakat Allah-u Teala gönderdiği Kutsal kitabı Kuran-ı Kerim de insanlardan yaratılanların en şereflisi olarak bahsediyor ve vücuda zarar veren tüm kötülükleri yasaklıyor.
Bu güne kadar acaba tam anlamıyla oturup tevekkül edeniniz oldumu? yoksa buradaki herkes ne olduğuna isim dahi veremediği ilahi güçlere mi inanıyor?Şu bir gerçekki birden çok tanrıya ulaşmak isteyen birisi her türlü kötülüğü yapmaya ve görmeye hazırdır.Çünkü iç huzuru sağlayamaz.hiç bir konunun sonunu bağlayamaz çünkü arkasında sağlam bir dayanağı yoktur.
Oysaki varlıkların başlangıcını Allahın yarattığını,şüphesiz kabul edenlerin ruhu ve beyni sürekli huzur içinde bulunmaktadır.Bir kere olsun size denemeniz için abdest alarak oturun ve bu dünyada verilenlere karşı Allaha şükür edin dua edin.O kadar uğraştığınız iç huzuru anında bulacağınızı garanti ediyorum.Sessiz bir odaya oturup sadece size verilenleri düşünün bakınsebebler dairesinde nasıl sahip olmuşsunuz ve o sebebin başlangıcında Allahı bulacaksınız.Bulamazsanız gökyüzüne bakın ve düşünün o muntazam trafiği yöneteni Allahtan başka hiç bir bilimsel döngüye bağlayamazsınız.herşeyin başlangıcı Allahtır.
Umarın biraz iman sahibi olmanızı sağlayabilirm Allaha emanet olun.
Isim:
nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 04/03/04
Time: 08:23:27
Sizden
Güneş'li günler...
güneşli günler yaşadık,
bir zaman.
onunla doğduk güne,
onunla battık geceye,
gün geldi,
başka dünyalara doğmak için,
mavi aydınlığını içimize,
bir parça ışığını avuçlarımıza,
bırakıp gitti.
yanmadı ellerimiz,
kokusu kaldı, gül gibi,
gün kokusu,
sadece...
Isim:
Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 03/03/04
Time: 15:36:35
Sizden
Denizin içinde kuru bir yer var mıdır ki, VAR'lık denizinin içinde de, YOK'luk manasında kuru bir bir yer olsun...
(Kocayürek, 3.3.2004)
Isim:
UFO
Mail:
URL:
Date: 01/03/04
Time: 19:49:13
Sizden
Hep O vardı
Hatalarımın kökeninde,
Başarılarımın doğuşunda,
Hüsranlarımın sonunda,
..Ve yine O vardı
Hislerimin bulandırdığı sularda,
Sonsuz sevgimin yüreğimdeki yok oluşunda,
Karanlıkları aydınlık sandıgım yolların sonunda,
O, her şeye rağmen benim en değerlimdi,
O en büyük eylemdi,
O her zaman yepyeni bir kurgulamaydı,
O DÜŞÜNMEnin ta kendisiydi.
Isim:
Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 01/03/04
Time: 12:03:35
Sizden
Her ŞEY, HİÇBİR ŞEY'in içindedir...
(Kocayürek...) 1.3.2004
Isim:
AYCAN
Mail: aycanmetu@yahoo.com
URL: """
Date: 29/02/04
Time: 23:57:04
Sizden
Bilmen gerekenlerin sonuna vardığında,duyumsaman gerekenlerin başında olacaksın.
(Halil Cibran)
Isim:
Kocayurek
Mail: ta1be@yahoo.com
URL:
Date: 25/02/04
Time: 17:38:42
Sizden
Ipıssız bozkırlar ortasında ...
Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım,
Kendi halindeki ıhlamur ağacını...
Gövdesi dişbudağına yaslanmış,
Yıllar yılı sallandırır dallarını...
Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım,
Kendi halindeki ıhlamur ağacını...
Ağır ağır yükseltirken gövdesini,
Köküyle özdeşleştirir toprağını...
Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım,
Kendi halindeki ıhlamur ağacını...
Öğretir bilgeliğini bulutlara inat,
Salar kokusunu rüzgarlara doğru...
Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım,
Kendi halindeki ıhlamur ağacını...
Meyve veremez belki ama,
Şifalandırır çiçek tohumlarını...
Ipıssız bozkırlar ortasında tanırım,
Kendi halindeki ıhlamur ağacını...
Dört mevsim secde edip,
Akıtır gözyaşlarını Mevla’sına doğru...
Ipsısız bozkırlar ortasında,
Tanırım,
Kendi halindeki..
Ve yalnızlığındaki..
Ihlamur ağacını...
Kocayürek, 10.06.2003, 10.10
Isim:
nergis
Mail: nergis43@yahoo.com
URL:
Date: 22/02/04
Time: 10:23:59
Sizden
< < Diyelim yağmura tutuldun bir gün
< < Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
< < Obur yanda güneş kendi keyfinde
< < Ne de olsa yaz yağmuru
< < Pırıl pırıl düşüyor damlalar
< < Eteklerin uca uca bir koşudur kopardın
< < Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
< < İşte o evin kapısında bulacaksın beni
< < Diyelim için çekti bir sabah vakti
< < Erkenden denize gireyim dedin
< < Kulaç attıkça sen
< < Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
< < Ege Denizi bu efendi deniz
< < Seslenmiyor
< < Derken bi de dibe dalayım diyorsun
< < İçine çil çil koşuşan balıklar
< < Lapinalar gümüşler var ya
< < Eylim eylim salınan yosunlar
< < Onların arasında bulacaksın beni
< < Diyelim sapına kadar sair bir herif çıkmış ortaya
< < Çakmak çakmak gözleri
< < Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
< < Herkes orda sen de ordasın
< < Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
< < Yürüyelim arkadaşlar diyor Yürüyelim
< < Özgürlüğe mutluluğa doğru
< < Her isin başında sevgi diyor
< < Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
< < Bi de başını çeviriyorsun ki
< < Yanında ben varım.
Can Yücel
Isim:
Naim Atabağsoy
Mail: naim@ug.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 18/02/04
Time: 02:58:19
Sizden
" Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi; kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta."
- Orhan Veli Kanık -
Isim:
Atilla Geniş
Mail: lazoli37@hotmail.com
URL:
Date: 14/02/04
Time: 00:02:21
Sizden
Site güzel, bilgiler
yerinde, ama şu yazı rengi beni delirtti az, okumak çok zor ve
yorucu, buna bir çözüm getirirseniz çok mutlu olurum,
Sevgim CAN laradır.
Isim:
Kenan_
Mail: eker1907@hotmail.com
URL:
Date: 10/02/04
Time: 07:57:44
Sizden
Kendimi bulduğum düşlerde
aradım sınırı,
Sınır neydi yaşamada,
Uçurum var mıydı gerçekten,
Bence kendi düşüncelerimiz bir uçurumdu,
Anlayış ve sevgi uçurumu,
Bir gün bu dünyadan ben de göçeceğim,
Onlar gibi,
Bırakabilmek ardında güzel şeyleri,
Ne kadar güzel kimbilir anı hatırlatan herşeyi,
Bir yaşam daha soluyor gözlerde..
Isim:
SELÇUK
ALTUNİŞ
Mail: KOZMİKSUUR@MYNET.COM
URL:
Date: 07/02/04
Time: 23:49:27
Sizden
ZAMANIMIZIN GİDEREK
KISALDIĞI, ÇEVREMİZDEKİ HERKESİN BİR DOYUMSUZLUK İÇİNDE OLDUĞU
BU SON DÖNEMDE BİLĞİNİN SONSUZLUĞUNU TÜM YÜCE BİLİÇLERLE EŞİT
PAYLAŞMAKTAN YANA OLDUĞUMUZU BELİRTEREK BAŞLIYORUM YAZIMA; KOZMİK
ŞUUR MERKEZİMİZİN TÜM ÜYELERİ, BİZE KATILACAK YENİ DOSTLARA , YÜCELİĞİN
SONSUZLUĞUNDA KOZMİK BİLĞİYLE İÇ İÇE OLMAYI HEDEFLİYOR.BİLDİKLERİMİZİ,
BİLENLERLE PAYLAŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞAMAK DİLEĞİMİZDİR. KOZMİK
ŞUUR EĞİTİM MERKEZİMİZE KATILACAK TÜM KENDİNİ ARAYANLARA SESLENİYORUZ
ANA.HASAT BAŞLAMAK ÜZERE EKTİKLERİMİZİ BİÇME ZAMANI GELİYOR.YENİ
TOHUMLARIN TOPLANMASI GEREKİYOR.EŞİĞİ GECENLERLE KALANLAR ARASINDA
OLMAK VEYA OLMAMAK SEÇİM SİZLERİN. GÖREVLİ KOZMİK BİLİNÇ
RA-K-AR EVRİM GÖZCÜLERİ PLANINDAN TRANS MEDYUMU SELÇUK ALTUNİŞ
06/02/2004 23,30
Isim:
Peri
Mail: lafleur@e-kolay.net
URL: ''eş ruhlar''
Date: 06/02/04
Time: 22:52:43
Sizden
Merhaba ,siteniz çok özenli
ve aydınlık verici tebrik ederim .Ben uzun zamandır ''eş ruhlar
''konusunda araştırma yapıyorum bu konuyla ilgili bir çok eser
okudum nette yazıları takip ediyorum ancak yeterli değil eğer yabancı
yayınlarla ilgili tercümeniz varsa paylaşmayı çok isterim şimdiden
teşekkür ederim saygılarımla...
Isim:
kenan
Mail: eker1907@hotmail.com
URL:
Date: 06/02/04
Time: 13:07:47
Sizden
Uçurumun kenarında bir
gülümsemeyle hatırla
Arkana bile bakmadan anımsamadan,
Yalan da olsa gülüşünü hatırla,
Güne bakışını,
Gerekiyorsa yaşam tohumlarını yolla,
Sarmaşığı hisset kendi vücudunda,
Her sabah kalktığında Merhaba de güneş' e
Yol anımsanacak kadar uzak,
Güneş hissedilecek kadar sıcak gelecek artık sana...
Bir güneş bir de ay anımsatacak kendini sana.
Yol alacak bir düş olacaksın,
Her geçmişe baktığında.
Güneş bir o kadar da yakacak yüzünü,
Gülüşlerin yalan olduğunda.
Isim:
Osman YÜKSEL
Mail: o_ce@hotmail.com
URL: http://www.geocities.com/dynsufi
Date: 04/02/04
Time: 17:46:14
Sizden
Sn. Güneş öncelikle
belirtmek isterim ki sitenize hayran kalmamak mümkün değil. İçerik
gerçekten güzel, sade bir dizayn ve herşey tamam.
Zen ve koanlar konusu sanırım
sizin de ilgi alanınıza giriyor. Hayat sitilini zen olarak
belirlemenin ötesinde zen'in mantığını ve özünü anlatacak içeriğin
biraz daha genişletilmesi sizden isteğim.
Tekrar teşekkür
ediyorum vakit harcayıp böyle güzel bir site yaptığınız için.
*****Stop thinking, and
end your problems*****
Fundamentally no wisdom-tree exists,
Nor the stand of a mirror bright.
Since all is empty from the beginning,
Where can the dust alight