home

 

 

 

 

 

Isim: firstrose
Mail: 
URL: 

Sizden 

BIR OTOBÜS SEFERI

Ali on üçüncü duraktan otobüse binenlerin sonuncusuydu. Günlerden Persembe olmasi, bugün dört derse gireceginin isaretiydi. Otobüsün ortasina kadar gelebilmis, kapinin yanindaki demirlerden birine tutunmustu. Kapi basamaklarinin hemen üstünde duruyor, biraz bugulanmis pencerelerden hafif yagan yagmurun islattigi insanlara bakiyordu. Düsünmüyordu, sadece bakiyordu. Bir ara basini çevirdi, sagina dogru bakti. Bir ilkokul çocugu cam kenarindaki koltuktan kipirdamadan disari bakiyordu. Ne güzeldi! simdi o çocuk gibi olmak. Niye büyümüstü sanki? Keske sormasalardi hiç ona büyüyünce ne olacagini. O an biraz düsündü iste. ‘Evet’ dedi, içinden. ‘Keske hep bu çocuk gibi kalsaydim da büyünce ne olacagimi sorduklarinda da çocuk olacagim deseydim. Hep on sekiz yas hayalim olurdu. O günün sabahi degisen hiçbir sey olmadi.’ Oturan çocukla göz göze geldiler, gülümsediler birbirlerine, otobüs okul duragina yaklasmisti. Ali indi. Paltosunun yakasini kaldirdi, kitaplari islanmasin diye beline iyice dayayarak, hizli hizli yürüdü. 

Hasan Dede Ali`den iki durak önce binmisti otobüse. Son duraktan sonra yürümekle yarim saat alan bir bahçenin bahçivaniydi. Elli ile altmis yaslari arasinda, orta boylu, hafif kiloluydu. Köyünde ilkokul üçüncü sinifa kadar okuyabilmisti. ‘Tam da tohumlar yeni filize durmustu. Nereden çikti bu yagmur?’ gibi bir söz geçti içinden. ‘Yok’ dedi sonra. ‘her seyde bir hayir vardir.’ Orta kapinin çaprazinda, koridor kenarinda oturuyordu. Ayaklarinin arasina sikistirdigi bir bez çantayi, bir eliyle de hafifçe tutuyordu.Orta kapida demiri tutan genci gördü. Hafif genç tirasi, islanarak taranmis saçi ve tuttugu kitaplarla Hasan Dedenin içinde bir seyleri ciz ettirdi bu genç. Köylerinde bir Nazli vardi. Nasil olmussa okumus, ögretmen çikmisti. Sonra bir subayla evlenmisti. Haberi köye mektupla, eski okul arkadaslarina yollamisti. Ah Hasan! Yagiz delikanliydi. Bir okusa, bir asker olsa birakir miydi Nazli’nin pesini? Babasi: “ bir saatte gidilip, bir saatte dönülen yere okumaya gidecegine tarlada çalis” demeseydi... Gerçi, askere gitmeden on sekizindeyken evlendigi Hatice’si bir taneydi; ama ilk göz agrisi baskaydi. Genç ona dogru bakmadi hiç. Otobüs durdu, genç indi. Hasan Dede de basini sola çevirip, içinden ufacik bir ah deyip, ayaklariyla bez çantasini düzeltti. 

Ceren, otobüse Ali ile ayni duraktan binmisti. Annesi uyanamayinca, arabayla gitmek yerine otobüse kalmisti, aksam matematik ödevini yapacakti, vazgeçmisti. Evden çikarken makyaj çantasi ve kimseye belli ettirmeden yataginin altinda sakladigi sigara paketini usulca almayi ihmal etmemisti. Soförün arkasindaki koltuktaydi. Ön camdan bakiniyor, yagan yagmurun islattigi yollarda yürürken, çoraplarinin çamur olacagini düsünüp, keyifsizleniyordu. Bir ara, bugün arkadaslarla dersi assak da biraz tozsak fikri aklina geldi ve çikmadi aklindan. Bu güzel gözüken fikir üzerinde yogunlasirken, okul duragina gelmisti otobüs. Ceren orta kapiya dogru yürüdü, kendinden önce inen gence bakarken, çok çirkin saçlari varmis gibi bir seyler geçirdi içinden. Dikkatli basarak indi otobüsten. Sabah 7:30-8:30 Konak- Hatay- Üçkuyular seferini yapan otobüs kim bilir bu bir saat içinde kimleri tasidi, kimler ne duygular tasidi bu otobüste. Son durakta, Hasan Dede ile yasli bir teyze de inince, otobüs bosaldi. 

Isim: firstrose
Mail: 
URL: 

Sizden 

Dünyanin en mutlu insaniyim. Sevinçten titrerken, gözlerimden sicacik göz yaslarim süzülüyor. Biliyordum, yanilmamisim. Birbirlerine baktiklarinda gözlerinin içi gülen iki insanin birbirlerine bakmalarina mani olmak herhalde dünyanin en kötü seyi olsa gerek. Cezami sadece yargilanmadan aldim; ama karar düzeltildi. Ben sadece bütün sevgimi, öyle bir sevgi ki yildizlar o kadar olsaydi geceleri gündüze çevirecek olan bir sevgiyi, hangi biçimde gösterecegimi bilmiyormusum ögrendim. Upuzun kirlarda bir meltemin yüzlerini oksadigi o kir çiçeklerini,sevgi çiçeklerini aliyorum, dost buketinin içinde sunuyorum. O kadar mutluyum ki... 

Isim: 
Mail: 
URL: 

Sizden 

YATTIGIM KAYA 

Bu aksam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
Içimde maziden kalma duygular
Agla geri gelmez günlere diyor. 

Ey gönül, gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulagima gaipten bir ses
Bulusmalar kaldi mahsere diyor. 

Enginden engine kosarken rüzgar,
Bende bir yolculuk heyecani var...
Yattigim kayaya çarpan dalgalar
Çikiver bir sonsuz sefere diyor. 

Necip Fazil Kisakurek 

Isim: dryasin
Mail: dryasin@yahoo.com
URL: 

Sizden 

Sigaramdaki son dumansin seni içime çektim 
ölecegimi bilsem bile 
bir daha nefesimi geri birakmayacagim 

Isim: dryasin
Mail: dryasin@yahoo.com
URL: 

Sizden 

Uzayda seni sevdigim kadar yildiz olsaydi 
dünyada gece diye bir sey olmazdi 

Isim: dryasin
Mail: dryasin@yahoo.com
URL: 

Sizden 

Bir gün bir kar tanesi yanagina düstügünde 
eriyip dudagina gelirse ve 
sen onu biriyle paylasmak istersen 
o an yüzünü rüzgara dön 
ben o rüzgardayim 

Isim: saray
Mail: su_yilgin@hotmail.com
URL: 

Sizden 

Bahçemde uçan kelebekler 
Kanatlarinda bin bir renkler 
Sevgilim beni nerde bekler 
Söyleyin bana kelebekler 

Hergün benim yolumu bekler 
Geçen gününe günler ekler 
Sevgilim beni nerde bekler 
Söyleyin bana kelebekler 

Kararmasin o göz bebekler 
Sararmasin gül yüzde renkler 
Sevgilim beni nerde bekler 

Isim: firstrose
Mail: 
URL: 

Sizden 

Berivan`a 

UFAKLIK 

Bütün imgelem dünyam duruverdi. Kalbimin içinden çikip da isildayan gözlerime kadar gelen ve oradan etrafa bakan bebek bir anda tekrar gerilere döndü, aldi elimden onun gibi bakabilme sansimi. Neyim, kimim, nasil davranmaliyim, ne ifade ediyorum onun için? Ah niye gitti o çocuk? O olsaydi simdi gözlerimde, hiç dertlenmeyecektim. Birakacaktim kendimi ona, o ne söylemek istese, neye bakmak istese, nasil anlatmak istese, sonsuz derecede izinle hak sahibi yapacaktim onu. 

Ögleden önceki son dersin bitimiyle, kendimi fakültenin disina atmis, disaridaki parildayan günesin basimi sürekli isitmasini engellemek ve ayakta dururken bacaklarimi tembel tembel tutmamak için giris kapisinin biraz önünde bir oraya bir buraya dogru ufak atimlar atarken ve gözümü kapidan ayirmazken, beklenen, kapidan çikmisti. 

Konusmuyordum onunla, çünkü kalbim kirikti. Biliyorum çok ince bir insandi; ama biliyordum ki kalbimi kirdiginin farkindaydi. Sadece bir özür borçluydu bana, emindim yanima gelecek ve ufacik bir özür dileyecekti. 

Yanildim. Bir anda dünyanin bütün sulari kurudu,uçtu bir yerlere, agaçlar iskelet kesildi. Günes kavurdu, rüzgar çöl yapti ormani, tasidi binlerce kum tanesini yigdi. Yanima gelmedi, varligimi o kadar da belli etmedim; ama görmemesi imkansizdi. Arkadaslariyla ayak üstü konustu ve benim biten dünyama bakmadan yürüdü gitti. 

Gitti o çocuk, tekrar onu gözlerime nasil getirecektim. Çok zor. Niye bir anda dünyam solunca umutsuzlandim ki? Niye herkes kötüydü artik, niye kimse insanlarin kalplerinin kitabini okumuyordu? Niye dünya bom bos gözüktü bana? Bilmiyorum, bir anda gözlerime baska bir çocuk geldi, öncekine hiç benzemiyordu. Istemedim, izin vermemek istedim ona oradan baksin diye; ama o çoktan kurulmustu yerine. Ille de mizmizlaniyor, lütfen söyle yap böyle yap diyordu? Ne olacak ki dedim. ‘Senden önceki ufakliga tam sans verecektik, kaçti gitti, korktu herhalde. Bari sen biraz sür bakalim hükmünü’ dedim, biraktim kendimi ona. 

Olamaz. Ufacik bir özür bile dilemesi bir tarafa, simdi de bana hiç yokmusum gibi davrandi. Bugün bir hafta oluyor. Belki, evet belki simdi özür dileyecek derken, bir kez daha yaraladi. Aferin bana. Ne diyorsun ufaklik,  evet evet bu dünyada böyle olmak lazim. Suç bende degil mi? Ah aptal, senin neyine ta o uzaklara gitmis, derinlere düsmüs bebegi getirip de dünyayi seyretmesine izin vermek? Otur bakalim sen biraz daha orda da bizi biraz adam et. Haklisin canim! Bu insanlar tümden bozuk yaratiklar, sahi be ben senin sesini duyuyorum ama; sen neye benziyorsun ufaklik? 

Bir tas düstü kafama, kütüphaneye giderken iki hafta sonra. Bir anda gözlerim karardi. Bir sey ta içlere gitti yine gözümden. Tamam dedim simdi tekrar toparlar gelir kendini. Çünkü bu ufaklik ilki gibi degildi. Kararli ve cesur gözüküyor, ürkeklik tasimiyordu, pek sevimli sesi yoktu; ama iyi düsünüyordu kerata. 

Gelmedi kimse gözüme. E! Simdi ne olacak derken, birini gördüm, elinde benim basima çarpan tastan tutan bir kizdi bu. Sanki baskalarina da atiyordu o taslardan. Hiç de kötü bir hali yoktu o taslari atarken. 

Ne yapiyorsun sen dedim? 

Hiç dedi, içini çekerek. 
- Oyun oynuyorum. 

- Ne oyunu? 

- Gözlerinin içindeki masumiyeti kaybetmis insanlara, o masumiyeti ve tebessümü kazandirma oyunu. 

Tesekkür ettim ona ve ayrildim yanindan usulca. Çok zaman geçmedi. O ilk ufaklik yine geldi gözlerime. Sordum; gelirken su bizimkini gördün mü diye. Cevap verdi; o ölmüs. 

- peki sen artik burda sürekli kalir misin? 

- Yo! kalamam. 

- Niye? 

- Sana bagli? 

- Nasil bana bagli? 

- Eger her an gözlerini açik tutar ve hiçbir zaman kapamaz ve her zaman benim tertemiz kalbime güvenirsen ki o kalp aslinda senindir, ben burdan hiç gitmem.  

Gözlerini açik tut demekle ne istedi anlamadim; ama onun sözünü dinlemeye söz verdim. 

Bir de benden bir sey istedi: o taslari atan kizi çok görmeliymisim. 

Neden dedim? 

Cevaplamadi. 

Mesut KARAMAN 

Isim: firstrose
Mail: 
URL: 

Sizden 

PISMANLIK 

Susuyorum dolan gözlerimle. Yaptigi hatasini bilen; ama o incecik kalpli annesinin de onu affedeceginden emin olan minik çocuklar gibi usulca kapinin arkasindan kafami uzatiyor ve af dileniyorum. 

Giris paragrafini kötü yazmis ögrenci gibi,söz veriyorum ögretmenime geri kalani mükemmel olacak diye. Söz ögretmenim geri kalanini selaleler gibi tertemiz, çoskun ve piril piril yazacagim. Kalbimin kenarindan yeni bir sayfa ver, sözü dilimin ucuna geliyor; ama söyleyemiyorum, yazmisim bir kere; ama düzeltecegime inaniyorum. 

Dünyanin en degerli seyini, sicacik sevgiyi bulacakken, onu avuçlarimin içine alip ufacik bir kusu sever gibi tutacakken, bir sarsilma, serzenis, bas dönmesi ile onu kaçirdim; ama yakalayasiya kadar pesinden kosmaya azmediyorum, sadece ve sadece o minicik kusun bir dala konmasini istiyorum. 

Bahçesindeki gül tohumlarini pislik zannedip uzaklara atan bahçivanin bahçesinde artik hiç gül yetismedigini görünce binbir çiglik ve haykiris ile o tohumlari aramaya koyulacagini biliyorum, öyle olmak istemiyorum, vakit kaybetmeden o tohumlari tekrar kalp bahçemin en güzel kösesine getiriyor ve sicacik göz yaslarimla sulamaya söz veriyorum. 

...................... 

Dünyanin en iyi insanini kazaniyorken, onu az kalsin kaybediyormusum. Çok mutluyum, kaybetmedim. Hediyesini almis ve binbir tesekkürlerle hediyeleri veren o güzel ablalarina el sallayan ufak bir çocuk gibi utanarak basimi yan çeviriyor ve beni uçurumun kenarindan kurtaran o insana kalp bahçemden en güzel çiçekleri derleyip, yaptigi iyiligi karsiliksiz birakmayacagima söz verirken, elimi uzatiyor ve elini tutuyorum. 

Isim: BERI
Mail: 
URL: 

Sizden 

"PARAYA HIÇ IHTIYACINIZ YOKMUS GIBI ÇALISIN,
DAHA ÖNCE HIÇ INCINMEMIS GIBI SEVIN VE
SEYREDEN HIÇ KIMSE YOKMUS GIBI DANSEDIN." 

Isim: beri
Mail: 
URL: 

Sizden 

...sual sordugun hersey senden sual soracak, 
bitirdim sandigin vakit basladigini göreceksin.

attila ilhan

Isim: beri
Mail:
ucarb@ug.bcc.bilkent.edu.tr
URL: 

Sizden 

Kahve fincanimdaki karasin, 
bir komsu kismet diye yorumluyor seni. 
Acep kalbimdeki kara ne? 
Onu da görüyor musun teyze? 

Isim: Mesut Karaman
Mail: 
URL: 

Sizden 

IÇKI IÇTIM 

Çok içtendim,samimiydim. Kendimi anlatacaktim, hislerimi, hayranligimi. Haykirmayacaktim 'sana asik oldum' diye; çünkü asik degildim. Belki de öyleydim; ama ayriminda degildim. 

Kirilgan görünümlüydü, mütevazi mi diyorlar eskiler, ha iste ondandi. Gördügüm, ayagi yere basan insanlardan biriydi, hayir en iyisiydi, idealistti. Sevecen bakardi insanlarin yüzüne. Onu üzüntülü halinde görmedim, belki de öyle bir hali hiç olmadi, bilmiyorum. Elimde demet demet çiçekler, ona dogru yürüyüp, yürürken ayagi kayip, yuvarlanip, çiçekler bir tarafa ben bir tarafa uçma olayi basimdan geçmedi. Geçmesini ne kadar isterdim. Bir müzik aleti çalamadigim için ona beste bile yapamadim. Evinin nerede oldugunu bilmiyordum, gidip penceresinin önünde bekleyemedim. Sabahlari o minicik yaprakli ufacik çiçeklerin üzerlerine konan berrak, inci gibi çig tanelerine benzetecektim onu, benzetmeyi unuttum. Neleri sever, neleri sevmez onlari ögrenecektim, zamanla ögrenirim dedim,erteledim, hayir ertelemedim, oluruna biraktim, dogal olacaktim. Kalbimdeki seyin ne oldugunu soracaktim ona, iki cümleyi bir araya getiremedim. Ufacik bir atesin verdigi, o yavru kedinin gözlerindeki isiltiya benzeyen sicaklik mi, insani deli edecek dereceye kadar sürükleyen bir tutku mu, yoksa, yoksa ne? Ask mi? Bilmiyorum. iyi de o nereden bilecekti benim kalbimde ne oldugunu? Hayir! Anlardi o, bilirdi, sezgisi vardi, disi sezgisi olmaliydi. 

Evet, evet ask degildi bu. Bilmem mi canim ben ne halde olup olmadigimi? Sadece yakindan tanimak istedim. O derece bana benzer görünüyordu ki; tanimak istedim. Az olan zaman dilimlerini paylasmak, anlatmak sevinçlerimi,fikirlerimi,hüzünlerimi... Ah! salak kafam, niye? Niye daha açik olmadin? Niye aklina ne geldiyse söylemedin? Belki daha iyi anlatacaktin kendini. 

Bos ver!!! Demedi mi? Hayatimda yeni seyler filizleniyor, degisik bir yol ayrimindayim. Seni kirmak istemem; ama ümit besleme. Iyi de ben ne ümidi besleyebilirdim ki? Arkadasi olmak istedim. Iyi de zaten arkadasiyim. Güzelliginin farkina varmak istedim. Ne kadar ince hisli, benim ölçülerimle ufku ne kadar uzaklarda bilmek istedim. Görünürde hiç kabalik yapmamistim ona, hiç de yapmam bilinçli olarak. Arkadas dedikleri seyin ötesinde, sevgili dedikleri seyin biraz uzaginda olmak istedim. Ikisi arasinda hangi yöne yakinlasacagimi zaman gösterecekti, gösterecek olan zaman bir türlü elime geçmedi. Niye geçmedi? 

- Mesut ne sayikliyorsun sen öyle? Yaninda oturan arkadasi Mesut'a döndü. 

- Kalk oglum kalk, anladik ilk defa içtin de, hemen de su koyuverdin. Anla artik kizin derdi sen degilsin, hem oglum dünyada kiz mi yok? Ne adamsin yahu. 

- Hem bak ne güzel. Konusmussun onunla, kiz senle çikamayacagini belirtmis kibar yollu. 

Ben benimle çikmasini istemeyecektim ki. Aman! Adi ne olursa olsun, çikma mikma, flört. Içime patlayacagim, niye anlatamiyorum dertlerimi? Bir bankta yan yana oturmak istemiyordum, yollarda kol kola yürümek de istemiyordum. Tebessümle dinlese yeterdi beni, anlasa, anlamaya çalismasa olurdu. Ben anlatirdim, her seyimi anlatacaktim. Niye dinlemedi? 

Senden kaynaklanmiyor demedi mi? Hayat çizgim su an sadece kendim üzerine kurulu demedi mi? Dedi. Ben onu hayat çizgisini degistirmeyecektim ki. Sadece anlamaya çalisacaktim ne tarafa gidiyor o çizgi diye. Belki? Belki benim çizgim de ayni yönde çiziliyordu, belki paraleldi bu çizgiler; hiç kesismeyecekti. Olsun ne güzel. O yolda o zaman hep beraber yardimlasa yardimlasa yürürdük, dostça. Çizgiyi görmeme, çizgimi anlatmama firsat olmadi. Niye olmadi? 

- Oglum ne oluyor sana? Hadi gidiyoruz, aglama tamam aglama artik. Anlamistir o seni. 

Anlasa... Anlasa hiç... demezdi. Sen kirda çok güzel rengarenk çiçekler toplayip, o çiçekleri birine getirirken, çiçeklerini düsürüp, mahvettin mi? O çiçekleri bir daha toplayabilecegin azmiyle tekrar geriye dönebildin mi? Yorgunum, uyumaliyim, ilk defa içki içtim, niye içtiklerini anlamazdim, yine anlamiyorum, unutamiyorum, periler neredesiniz? Niye basim dönüyor? Sen kimsin? Sans? 

Isim: dryasin
Mail: dryasin@yahoo.com
URL:

Sizden 

Biliyorum kolay degil yasamak 

Biliyorum kolay degil yasamak 
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne 
Yildiz isiginda dolasip geceleri 
Gündüzleri gün isiginda isinmak 

Söyle bir firsat bulup yarim gün 
Yan gelebilmek çamlica tepesine 
--Bin türlü mavi akar Bogazdan-- 
Her seyi unutabilmek maviler içinde 

Biliyorum kolay degil yasamak 
Ama iste 
Bir ölünün hala yatagi sicak 
Birinin saati isliyor kolunda 

Yasamak kolay degil ya kardesler 
Ölmek de degil 
Kolay degil bu dünyadan ayrilmak 

Isim: L. Yasar TOMSUK
Mail: tkimuh@superonline.com
URL: www.geocities.com/yadem_2000 

Sizden 

Ilk çagirisimda gel 
Ikincisinde çok geç olabilir 
Kimbilir nasilim ve neredeyim 
Bulursan ne olur beni birakma 
Bulamazsan aradigin yerdeyim 
Hani o toprakla denizin kesistigi 
Kumlarin üzerine yorgun gölgelerin düstügü
Sevenlerin ürkek adimlarla bulustugu o yerde 

Yoksul rihtimlarimda köhne gemiler 
O gemiler ki enginlere 
Benden bir parça koparir gider 
Ben hep böyle yarim,böyle kirik dökük 
Ne olur beni birakma bulunca 
Ve ilk çagirisimda gel 
Sarsin kralligim yeryüzünü 
bir uçtan bir uca 

Elini uzatsan tutacaksin 
Yakindayim 
Baksan göreceksin 
Görsen seveceksin 
Aradigin benden baskasi degil 
Kayan bir parçadir avuçlarindan 
Uzat ellerini susadim 
Güzelligin bir eski sarap gibi 
siziyor parmak uçlarindan 

Gel diyorum 
Ilk çagirisimda gel 
Gel ki aydinliginda 
Bütün geceler gündüz olsun 
Dinle,uzak bir saat onikiyi çaliyor 
Ne güç anlamiyormusun 
Bir ömür boyu arayip da seni bulamamak 
Ben yoklugunda böyle yok, böyle yoksun 
Ben yoklugunda böyle paramparça 
Sensiz olmak hiç olmamak 

Ümit Yasar Oguzcan

                           

#12 #11 #10 #9  #8 #7 #6 #5 #4 #3 #2 #1

 

 

about me
benden
from me
sizden
from you
size mektup
letter to you
 bilge&bilgelik
sage&wisdom
inspirational
illusions
just4fun
music
links
friend
updates
guestbook
günce (arşiv)

MATH105
MATH106

autumn at BİLKENT

spring at
BİLKENT

winter at
BİLKENT

GALLERY

album

e-mail

Hit Counters

Hits

Please do not alter counter code or your counter will be deactivated by the system.

Counts