home

 

 

 

 

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:
Date:
01 November 2002 Friday
Time: 23:32

Sizden

NE GÜZEL,NE GÜZEL

Uyandım birdenbire
Motor mu kuş mu köpek mi
silah mı ısık mı bilemiyorum
Parasütüm bitkin ve soluksoluğa
yıllarca sonra dönülmüş bir babaevi sabah
yıllarca aranılmıs ve bulunmus bir yitik esya gibi hersey

İste dikiş makinası
İşte sepet
İşte ütü
İşte yarım kitaplar
İşte çam kolonyası
İşte soyunup attıklarımız

Pencerede ışıl ışıl gülüyor
gencecik kavak aman ne güzel
televizyon anteninde bir çift sığırcık
çatıda bir çift kumru
ve yanımda sekiz yıldır öptüğüm kadın
ısırılmış elma yanıbaşında
yenik düşmüş dikenli çit
baktım yatağımdayım
ağrım sızım yaram berem yok
başladı kuşlar gibi çırpınmağa yüreğim
ne güzel ne güzel

yıkanıp kurulanıp tarandım
doya doya baktım aynada
kabarık kırçıl saçlarıma
uçlarını azıcık büktüm bıyıklarımın

ne düşündüm ne yaptımsa bugüne dek hep onlar için
ne dedim ne söyledimse onlar adına
hapislik işsizlik kahır ve intihar yalnızlığı
kahpelikler puştluklar aldatmacalar
ne çektimse bunca yıl kurtulsun diye onlar
ne güzel ne güzel

ocakta çaydanlık cızırdıyor
bir bardak sıcacık çay gibi güldüm
zeytin ekmek yiyecektim ne güzel
sigara tüttürecektim türkü dinleyecektim
dolmuşa binecektim yolculuklar kuracaktım
(güneyi boydanboya dolaşıp
ormanlı ayışıklı balıklı bir deniz köyü
gecenin sınırından dönüp
bol yıldızlı bir güney uykusunda
ne güzel ne güzel)
ağzımda buruk tadı kara zeytinin
parmakuçlarımda sıcacık rengi çayın
komşum binip gitti kendi arabasına
kör olayım kıskandım azıcık
başka baktım balkondaki çıplak kadına
sarışındı uzundu kalçalıydı
uzaktan bakıyordu her şeye
köpeği erkek bir buldok
kocasını sevmiyordu

yalan söyleyene sövdüm radyoda gazetede
tükürdüm suratına itin birinin
bu kadar da olmaz ki
biryerde biter bu namussuzluk
ben hep onlar için söyledim şiirlerimi
onlar için yazdım bütün yazdıklarımı
ne çektimse bunca yıl, onlar uğruna
istedim ki duyar gibi yağmuru duysunlar yüreklerinde
istedim ki tokat gibi insin suratlarına
istedim ki desinler işte bizim de şairimiz
işte bizim de sesimiz işte bizim de kurtuluşumuz
demediler bir tek gün demediler bir tek gün
ağaçlar anladı beni kayalar sular yollar
ama onlar anlamadı ama onlar iğilmedi şiirlerime
ne güzel ne güzel
çay içtim iki bardak tam on iki zeytin
iki dilim de ekmek ağrı sızı yok miğdemde
üstüne bir sigara ne güzel ne güzel
bir gün belki çıkar ortaya
kazılarda bulunan altun heykeller gibi
cıncık boncuk kap kacak altun paralar gibi
bir gün belki çıkar onlar için söylediklerim
onlar için yazdıklarımı çıplak güneşe

okullardan geçmiş olurlar belki
kölelikten çıkmış olurlar belki
mutluluğa ermiş olurlar belki
yollarda işyerlerinde kumlarda ormanlarda
insan insan okurlar belki şiirlerimi ve derler
–ronsar’ın sevgilisinin ronsar için dediği gibi–
amma da çok severmiş hasan hüseyin bizi
ne güzel ne güzel
kapıyı çekip çıktım sokağa
öpüşmek gibi birşey sokakta hava
havada mavi havada yeşil
havada sarı havada altun
işlenmişliği kavganın
gömleğim pantolonum kunduralarım
ve artık benim için düşman bir tanıktan başka
(birşey olmayan sarı basın kartım
çok pahalı arabalar çok zengin çöpkutuları
çok besili itler kediler
ve otobüs bekleyen aç yüzlü emekçilerim
ne güzel ne güzel
ben bu şiire yaşanmamış denizlerimi
ben bu şiire gidilmemiş ülkelerimi
ben bu şiire utanmazca çalınmış emeklerimi
ellerimden uçup gitmiş yıllarımı
ben bu şiire koydum a dostlar
akrabalar götürdü ciğerlerimi
zindanlarda kaldı kolum kanadım
birgün yaslanırlar belki
koca bir dağa yaslanır gibi
şiirlerimdeki korkunç acıya
ne güzel ne güzel
otobüs kuyruğunda onbeşinciyim
kimi cam silmeğe gidiyor kimi odun kırmağa
kimi köpek gezdirmeğe kimi yatmağa
kiminin kocası işsiz kiminin hapis
kiminin hastası kalmış sokakta
çocukları baştan çıkmış kiminin
otobüs kuyruğunda onbeşinciyim
mezbahaya gidiyor gibi doluşuyoruz
iyi ki öksürtmüyor beni sigara
iyi ki bilincindeyim yaptığım işin biliyorum
önümdeki çoktan erkeksiz erkeksimiş iki kız
onun önünde çukulata naylon çorap sinema
çimdik moru gözlerinin halkası
balkondaki sarışının zengin kocası
kocanın yatağında bir erkek buldok
iyi ki bilincindeyim çağımın
iyi ki yaşıyorum bütün boyutlarıyla
iyi ki sövebiliyorum ağızdolusu
ne güzel ne güzel
1.74 değil boyum 1074
72 değil kilom 1072
puf desem toz ederim bu kenti
yürüsem çatır çatır çöker bu asfalt
ey insan kılıklı madrabazlar
soyubitmişler zorlamayın o kapıyı
dokunmayın o tellere
kuyudan çıkan toprak sığmaz kuyuya
doldurur caddeleri birgün olur ki
ağıtlarda sessiz sessiz yatan aptallık

bu aynalar bu aydınlık
çılgınca mutluyum kamçılanmaktan
ne güzel ne güzel

HASAN HÜSEYİN

Isim: Burak Bakay
Mail: bbakay@ug.bilkent.edu.tr
URL: www.geocities.com/shockposition
Date: 31 October 2002 Thursday
Time: 20:24

Sizden

Rüzgar

Şu rüzgar var ya...

Öyle okşar ki insanın yüzünü.

Sanki cennetteymişsin gibi mutlu olursun.

Beynindeki her şeyi sıfırlar, bazen kendin de inanamazsın.

Hızlandıkça hızlanasın gelir, hikaye hiç bitmese...

İstersin yollar sonsuz olsun, gülüyorsundur.

Hayatında unutmak istediğin her şeyi, her derdi-tasayı farkında olmadan çöpe atarsın.

Aslında sen atmazsın onları çöpe, rüzgar almıştır onları senden, sıkıntılı ruhlara götürmek için.

Kendince bir anlam bulmak istersin bu duruma.

Nafile...

Bir anlamı olsaydı, benden önceki milyonlarca insandan biri bulurdu, diye teselli edersin seni.

Rüzgar içindedir gerçekte, senin onu bulmanı bekler sabırla, ister bunu senden çok.

Gözünü yumduğun anda sen kelimeleri yazmazsın, onlar seni yan yana dizer artık.

Parçaların birleşir; hayatın, hayatının ayırdığı parçaların. Hoşuna gider yada gitmez.

Avukatlık yapmaya kalkar rüzgar sana, yine sana karşı. Sen kendini suçlarken içindeki rüzgar yine de seni savunur.

... ve mücadele için güç bulursun ve yaşamak hoşuna gider.

Burak Bakay

Isim: serkan
Mail: seko316qmynet.com
URL:

Sizden

sevgili dedigin,
sevdim mi yürekten sever 
sermayesi sevgidir,
dostluğa sarfeder 
böyle güzel sevgiler 
dünyaya değer 
dünyalara değecek sevgilime 
yürekten sevgiler

Isim: sevinç
Mail: salpman@oib.gov.tr
URL:

Sizden

Yaşamın her ikisine de ihtiyacı vardır: 
dikenlere ve güllere, 
gündüzlere ve gecelere, 
mutluluğa / mutsuzluğa, 
doğuma /ölüme.

Bütün bunları izleyin,
doğumun ötesindeki birşeyi anlayacaksınız...

Osho

Isim: hakan
Mail: hilgar@mynet.com
URL:

Sizden

SEVGİ VE DOSTLUK

Kavgayı.. bir yaprağın üzerine yazmak isterdim, 
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye 
Öfkeyi.. bir bulutun üzerine yazmak isterdim, 
yağmur yağsın bulut yok olsun diye 
Nefreti.. karların üzerine yazmak isterdim, 
güneş açsın karlar erisin diye 
Dostluğu ve sevgiyi.. 
yeni doğmuş tüm bebeklerin 
yüreğine yazmak isterdim 
onlarla birlikte büyüsün 
bütün dünyayı sarsın diye

Y.GÜNEY

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:

Sizden

ANADOLU Beşikler vermişim Nuh’a, 
Salıncaklar, hamaklar, 
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, 
Anadoluyum ben, 
Tanıyor musun? … 
Öyle yıkma kendini, 
Öyle mahsun, öyle garip… 
Nerede olursan ol, 
İçeride, dışarıda, derste, sırada, 
Yürü üstüne-üstüne, 
Tükür yüzüne celladın, 
Fırsatçının, fesatçının, hayının… 
Dayan kitap ile, 
Dayan iş ile. 
Tırnak ile, diş ile, 
Umut ile, sevda ile, düş ile. 
Dayan rüsva etme beni. 
Gör, nasıl yeniden yaratılırım, 
Namuslu, genç ellerinle. 
Kızlarım, 
Oğullarım var gelecekte, 
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. 
Kaç bin yıllık hasretimin koncası, 
Gözlerinden, 
Gözlerinden öperim. 
Bir umudum sende 
Anlıyor musun?

Ahmed Arif, Anadolu

Isim: onur karaaslan
Mail: onur_karaaslan@hotmail.com
URL:

Sizden

Yolcu

Görüyorum ki, 
bir an önce varmak istiyorsun oraya.
 Gerginsin kıpır kıpırsın, 
soluk soluğasın, yay gibisin 
ey yolcu 
coşkunluğun ne güzel, 
öfken ne güzel 
Sana selam, sana saygı 
ey yolcu

Fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu ? 
Neler var yolunun üstünde, düşündün mü? 
Koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, 
geçebilecek misin bu hızla şu beli, 
tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı ? 
Ovada dikenler yollara uçmuştur, 
kuru dereleri seller basmıştır, 
kar yağmıştır belki o tepelere ? 
Böyle, uçar gibi geçip gidebilecek misin oralardan, 
hemen varabilecek misin oraya ? 
Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, 
kuzgunlar tutmuştur belki yolları. 
Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların. 
Bütün bunları düşündün mu ey yolcu ? 
çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son.

Derim ki sana : 
Nehirler boyu git 
Nerelerde ve niçin durgundur nehirler, 
nerelerde ve niçin hırçındır nehirler, 
nerelerde ve niçin mendereslidir, 
nerelerde ve niçin çağlayanlı 
ve de çavlanlıdır nehirler, 
gözlerinle gör, duy kulaklarınla 
Gör ve duy ki, 
nasıl varır nehirler denizlere

Derim ki sana : 
Denize varmaktır amacı nehrin, 
denize varmak, ey yolcu 
Büyükse dağ, 
aşamıyorsa üstünden nehir, 
dolanır çevresini dağın. 
Büyükse kaya, 
söküp atamıyorsa nehir, 
birikip birikip taşar üstünden, 
dolanır yanını yöresini. 
Yokuşsa yolu, koşamıyorsa 
menderesler çizer nehir. 
uçurum çıkarsa önüne, 
kapıp bırakır kendini nehir, 
açar kanatlarını; 
varır varacağı yere, 
oraya denize

Derim ki sana :
Nehirler boyu git 
ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını 
sen de bir nehirsin ey yolcu 
Senin de varmak istediğin bir yer var 
Gerçekten varmak istiyorsan oraya, 
nehirlere iyi bak 
Engeller nasıl aşılır, 
öğren nehirlerden 
Yarı yolda yokolup gitmek değildir amaç, 
nehirler gibi akıp, 
nehirler gibi ulaşmaktır oraya 
Varmaktır oraya, ey yolcu

Derim ki sana : 
iyi oku yolunu, 
avucunun içi gibi bil 
Dizlerini, ciğerlerini, 
yüreğini sıkı tut, 
iyi dengele 
Ovada koşar gibi 
vurma kendini dik yokuşlara 
uçuruma atlar gibi bindirme kayalara 
"daha koş, daha koş" diye 
alkış tutanlara kanıp da, 
kesilip kalma yarı yolda 
Dipdiri varmalısın oraya 
Hız koşusu değil bu, ey yolcu, 
engelli koşudur bu 
Engelleri aşa aşa, 
gücünü koruya koruya varmalısın oraya 
çünkü oraya varmaktır amacın, 
koşmak değil 

Boşuna sevmedim nehirleri 
Aktıkça büyümesi boşuna değil nehirlerin 
Akan büyür, ey yolcu 
"erişir menzil-i maksuduna aheste giden" 
demiyorum ben sana, 
"tiz reftar olanın payine damen dolaşır " 
demiyorum. 
Böyle demiyor çünkü nehirler. 
Duracaksın, dolacaksın, 
atlıyacaksın, aşacaksın, koşacaksın 
ve varacaksın oraya, 
diyor nehirler. 
öyle diyorum ben de 
Beni dinle, beni anla ey yolcu

adım adım kulaç kulaç ilerliyor nehir 
yoklayıp araştırarak tartıp dengeliyerek 
adım adım pençe pençe ilerliyor nehir 
birdenbire koçbaşı 
birdenbire ipek bir çarşaf 
ve balıklar kurbağalar 
yosunlar köprüler 
ve yoksul değirmenleri bozkırın 
birdenbire bir uğultu 
birdenbire bir kıyamet 
bindirip çekilerek 
çekilip toparlanarak varıyor 
cüceleşip devleşerek varıyor 
nehirlerce kahkalarla

şarkılar söylemeliyim 
nehirler gibi 
uzun nehirler gibi 
kollu nehirler gibi 
hırçın ve yumuşak ve nehirler gibi 
dur durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim

gitmek nehirlerle yanyana 
gitmek nehirler gibi zor 
nehirler gibi çetin 
nehirler gibi umutlu 
gitmek nehirlerden de öteye 
oraya taaa oraya 
o büyük kurtuluşa 
yüreğim yaralı kuşum 
topla ve aç kanatlarını

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Isim: Onur ÖZKAN
Mail: negativebody@yahoo.com
URL:

Sizden

Bu dünya sınama yüzünden ALTIN,
aşağılık bir inci değilsen; 
sıçra da çık üstüne ALTIN'ın

Isim: güneş
Mail:
URL:

Sizden

ama taban da, tavan da bizim sınırlarımız, 
evreni formüle etme çabamızda.

Isim: Onur ÖZKAN
Mail: negativebody@yahoo.com
URL:

Sizden

bu kaınatta tek olan sadece O'dur, 
ondan baska herşey çıft,
ışık hızı warsa tawan olarak,
kelwın o formulun tersı yanı tabanı,
sımdı E=m.c² tawan ıse...
taban ne ¿ merak ettım de...
re-saygılar ...

Isim: Onur ÖZKAN
Mail: negativebody@yahoo.com
URL:

Sizden

İnsan gözdür, gerisi ise kan ve deridir... 
ve göz demek görmek demektir, 
tüm vucudunu bakışta erit. 
Nazara git Nazara git... 
Selamlar

Isim: gunes
Mail: gunes@fen.bilkent.edu.tr
URL:
Date: 08.10.2002
Time: 04:50:03

Sizden

arkadaş bil, dost bil farketmez 
kişi kendini taşır sana. 
koskoca bir evren 
nice soru işareti yükü. 
kendini arıyordur sende 
sen misali bir umutla. 
sevinci sen elersin 
sen süzersin paylaşılandan. 
asla, asla, asla 
kimse kimseye çözüm değil. 
sen, sadece sen, sadece sen 
şifayı sunarsın kendine 
keyif almayı öğrenerek 
yaşamdan.

Isim: hakan
Mail: hilgar@mynet.com
URL:
Date: 06.10.2002
Time: 20:23:16

Sizden

YARDIM

Yardım etmek mi istiyorsun? 
O zaman dinle; 
Yaşama sevinci getir bana 
Çokça olsun.. 
Çabuk tükenmeyenlerinden 
İhtiyacım var bu ara. 
Unutmak üzereyim mutluluğu, 
Unuttum sıcak bir çayın tadını, 
Unuttum esen rüzgarın serinliğini, 
Hadi durma öyle 
Hatıralarımı canlandır. 
İyi olanları...

Isim: aro
Mail:
URL:
www.arokfl.com.tr.tc
Date: 02.10.2002
Time: 19:26:24

Sizden

Başka bir yol daima vardır!

Isim: arokfl
Mail:
URL:
www.arokfl.com.tr.tc
Date: 02.10.2002
Time: 19:25:56

Sizden

Bir iyilik yapın ve güzelliklere sebep olun; 
bir daha vaktiniz olmayabilir

Isim: arokfl
Mail:
URL:
www.arokfl.com.tr.tc
Date: 02.10.2002
Time: 19:25:06

Sizden

Dün gitti, yarın ise gelmedi... Anı yaşa!...

Isim: ümit
Mail: ubaskaya@mynet.com
URL: www.ug.bcc.bilkent.edu.tr/~ubaskaya
Date: 01.10.2002
Time: 20:08:52

Sizden

"Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, 
Günübirlik sevdalara takılıp kaldık. 
Cismaniyetin ağında ateşböceklerini yıldız sayanlar gibi,
tutkuları aşk sandık. 
Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz"

Isim: ***
Mail: qwerfdsa@mynet.com
URL: www.itiraaf.com
Date: 20.09.2002
Time: 22:45:55

Sizden

Yanlızca denemek için yazıyoruz; suçumuz yok.:)

Isim: güneş
Mail:
URL:
Date:
08.09.2002
Time: 17:56:04

Sizden

Sonuçta mana da tanımlara mahkum… ‘Sevgi’ kavramı her bilinçte farklı yankı buluyor şüphesiz.

Evet, bana göre TEK gerçek ‘sevgi’, çünkü benim için 'sevgi’ yaradılış mucizesini idrak etmek demek… Tüm çeşitlemeleriyle ve yargısızca…

Isim: ?
Mail: mrosa@mynet.com
URL:
Date:
08.09.2002
Time: 17:45:03

Sizden

Mektuplarınızı okurken göze çarpan şey tabiki "Sevgi" Ama küçük bir soru sormak istiyorum. Kur'an da Ademin yaratılışıyla ilgili bir kıssa anlatılır. " Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi." Bakara;2/30

Acaba melekler insanın kan döküp fesat çıkaran bir yönünü nerden biliyorlardı. Mektubunuzda "Öyle çok sefer, öylesine yoğun hissettin ki, biliyorsun, sevgi var... "diyorsunuz. Ama sadece sevgimi var?

Yoksa insan oğlu yaşamı anlamaya çalışırken herzaman aynı şeymi oluyor. Fili anlamaya çalışan körler gibi filin farklı yönlerini hep "tek gerçek mi" zannediyoruz.

Isim: uzaylı
Mail:
URL:
http://ozgurandolu.tripod.com
Date: 08.09.2002
Time: 16:24:33

Sizden

Sadece bir aptal ve bir dahi insanların koyduğu kuralları çiğner, ki onlar Tanrı' nın kalbine en yakın olanlardır.

halil cibran

Isim:
Mail:
necipyenisan@hotmail.com
URL:
Date:
08.09.2002
Time: 03:46:38

Sizden

Mayın tarlasına düşmüş bir deliyim hudutta 
Gözüm sekizinci renk ve dördüncü buutta. 

N.F.K.

Isim: e.o
Mail: beklenmedik@ukte.com
URL: http://www.oshoturk.com
Date: 01.09.2002
Time: 09:22:04

Sizden

"Bir adam birisini öldürür - o bir katildir. Ve aynı adam savaş zamanında binlercesini öldürür - o muhteşem bir kahraman haline gelir. Toplum cinayetten rahatsız olmaz ama cinayetin toplum için işlenmesi gerekir. O zaman sorun kalmaz. Toplum ahlakı önemsemez. Ahlak yalnızca sizin topluma uymanız demektir. Toplum savaştayken ahlak değişir. Barış dönemindeyken toplumun başka ahlakı vardır. Ahlak toplumsal bir politikadır. Diplomatiktir. "  OSHO

  http://www.oshoturk.com

Isim: ...
Mail:
URL:
Date:
20.08.2002
Time: 15:43:48

Sizden

yağmur yağıyor bu akşam, 
ankara terli sevişmelerden de ıslak
gayrı şiirden öte köy yok terkedilmişliklerimize
bir güz akşamı sevgilinin dolgun göğüslerinde kanlı yatak
memleket denilen çiçek baldan tatlı, kitaplardan yasak
tozuna bulandığımız mezbelelerdi cennetimiz, 
yorgun düşesi tepinirdik çocukluğumuzu içtikçe

dilberlerin ellerinden su içtiğimiz çeşmeleri 
akıttık içimize gizlice
yılları omuzladı saklanbaçlarımız, 
ayaklandırdıkça sürgünlerimizi
aynalarında parçalandı karakolların gitmelerimiz, 
takibatlar toprağından ayrılmış 
dağ çiçeğidir köklerinde sürüklenişler
özlemeler bohçasında sakladık 
tükenmişliklerimizi zekice

yolları çizdik sürüklenmelerimizde, 
sele kapılmış odunlarıyız hayatın
savrulur tahliyelerden biriktirdiğimiz 
rüzgarlı efkarlanmalar
bir rakı bardağı uzaklığında kalmış, 
selvi dibinde paylaştığımız sarhoşlanmalar
uçakları kaçırdık, bu akşam güneş memlekete batmaz
yıldızları kelpetenle söktüler ağzımızdan, 
ay koynumuzda yatmaz
gövdemizden kıvılcımlı düşlenmeler kopmuş 
ateşböcekleri gecemizi yakmaz
sığınışlarımızı uzaklıklarımıza sarar 
kaçkın gecelerine salarız sokakların

bira doyurmaz karnımızı be monşer, 
illa da rakı hüzzama batmış egede 
sırılsıklam bir de şarkı
kavun olmasa da olur, 
ırmakta soğutulmuş buz gibi karpuz
boğazda deniz kızı olur lüfer, b
ir de memleket kokar namussuz
ulan efkarımı hangi karayel dağıtacak, 
hangi şiir bu rezillik ne acımasızdır, 
birtek memleketin tinercileri bilir

yağmur yağıyor, 
temmuzun ortası
söndüremez yangınımızı, 
sönmez ayrılıkların tutuşması
dostluktan derledik beyaz peyniri , 
arkadaşlıktan içki
sarhoşluğumuzu attık akdenize, 
yosunlanır dalgaların ritminde usulca 
barış çektiğimiz kardeşlik koyunda belki.

Isim: ++
Mail: I
URL: __
Date: 14.08.2002
Time: 17:28:11

Sizden

Belki ona gideriz yarın, 
Belleksiz sevgiliye, 
Poplin elli korkak çocuğa, 
Duyarlığı, unutkanlığının kanı anaya- 
Ona belki gideriz yarın, 
Gören gözlü kör güzele, 
Çılgın gülüşlü bebeğe, 
Yüreği, sızlanan ruhunun göğü yavrucağa- 
Yarın gideriz belki ona, 
Unutuşun türküsü, bekleyiş tortusunda, 
Esnek kokulu çiçeğe, 
Kaynak bakışlı Venüs'e-

Ya nasıl dönüş sonra?

N.marmara


FESLEĞENLER

bir gün girit'e geri döndüm.

tam üç uzun yıl geçti, deniz orda her gün köpürürdü.

ve yaşlı bir kadın her gün ağlardı

hiç dönmeyecek olan bir balıkçı teknesini bekler gibi aynı kıyıda.

çakıl taşlarıyla rengarenk,

kırmızı mendil ve usul sesli türküleriyle

 

oğlundan, bir tutukevinden gelecek mektubu.

üç uzun yıl benim kapımı çalan güneş onun konuk gecesiyle durmadan yer değiştirdi.

fesleğenler kırağılarla eski gemi artıkları saban demirleriyle

yer değiştirdi.

beklediği mektup hiç gelmeyecekti.

biraz önce nikos'u tuvalete götürdüler hücremin önünden geçerken ıslık çaldı

ve korkunç güzel bir portakal kokusu yayıldı ortalığa

nikos'un ıslığından.

oysa sıcak bir geceydi ve yazdı.

işte o portakal kokusu hatırlattı bana

bir gün dönmüştüm diye başlayan selaniğe, pireye, atinaya, pireye

barba hristos'un dönüş öykülerini.

gece yarıları başlayan gece yarısı götürülmelerle

dönüş öyküleri.

Behçet Aysan (Deniz Feneri)

Isim: ++
Mail:
URL:
Date: 06.08.2002
Time: 16:41:15

Sizden

Akılla bir konuşmam oldu dün gece; 
Sana soracaklarım var, dedim; 
Sen ki her bilginin temelisin, 
Bana yol göstermelisin. 
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam? 
Birkaç yıl daha katlan, dedi. 
Nedir; dedim bu yaşamak? 
Bir düş, dedi; birkaç görüntü. 
Evi barkı olmak nedir? dedim; 
Biraz keyfetmek için 
Yıllar yılı dert çekmek, dedi. 
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim; 
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi. 
Ne dersin bu adamlara, dedim; 
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi. 
Benim bu deli gönlüm, dedim; 
Ne zaman akıllanacak? 
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi. 
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim; 
Dizmiş alt alta sözleri, 
Hoşbeş etmiş derim, dedi.

Isim: ::..
Mail:
URL:
Date: 30.07.2002
Time: 18:07:24

Sizden

THE CITY 

You said, "I will go to another land, 
I will go to another sea. 
Another city shall be found better than this. 
Each one of my endeavors is condemned by fate; 
my heart lies buried like a corpse. 
How long in this disintegration can the mind remain. 
Wherever I turn my eyes, wherever I gaze, 
I see here only the black ruins of my life 
where I have spent so many years, 
and ruined and wrecked myself."

New places you shall never find, 
you'll not find other seas. 
The city still shall follow you.
 You'll wander still in the same streets, 
you'll roam in the same neighborhoods, 
in these same houses you'll turn gray. 
You'll always arrive at this same city. 
Don't hope for somewhere else; 
no ship for you exists, no road exists. 
Just as you've ruined your life here, 
in this small corner of earth, 
you've wrecked it now the whole world through.

Constantino KAVAFIS

Isim: ::..
Mail:
URL:
Date: 30.07.2002
Time: 18:04:27

Sizden

DÜŞMAN

Tükendi gençliğim karanlıklarda, 
Çılgın fırtınalarda ve yağmurlarda; 
Güneş bazan açtı, kapandı derhal 
Bahtımın yazgısı karanlıklarda; 
Öyle harap ettiler ki gönül bahçemi 
Dallar hep kırıldı, yapraklar yerde 
Kuytularda birkaç meyvesi kaldı...

İşte ulaştım güz aylarına 
Fikirler sararmış yapraklar gibi; 
Kullanmalı artık her bir aleti 
Küreği, tırmığı ve ötekileri, 
Düzeltip onarmak için yeniden 
Bahçemdeki bütün harap yerleri 
Suların basıp da oyup açtığı 
Kocaman çukurları mezarlar gibi...

Hayal ettiğim yeni çiçekler, 
Acaba bulurlar mı kimbilir, 
Ardıç kuşlarının bulduğu gibi 
Güç alabilecekleri her bir gıdayı, 
Gizemli gıdayı, özlü gıdayı 
Bu sulak topraklarda. 
Bu hoş havada.

Ey acı! Ey acı! 
Yiyip bitiriyor hayatı zaman, 
Ve yüreğimizi kemiren düşman 
Bu anlaşılmaz, bu garip düşman 
Büyüyüp güçleniyor kanlarımızla 
Durmadan kaybettiğimiz kanlarımızla.

Charles BAUDELAIRE

                           

#12 #11 #10 #9  #8 #7 #6 #5 #4 #3 #2 #1

 

 

about me
benden
from me
sizden
from you
size mektup
letter to you
 bilge&bilgelik
sage&wisdom
inspirational
illusions
just4fun
music
links
friend
updates
guestbook
günce (arşiv)

1 güzel insan
1 special man

MATH105
MATH106

autumn at BİLKENT

spring at
BİLKENT

winter at
BİLKENT

GALLERY

album

e-mail

Hit Counters

Hits

Please do not alter counter code or your counter will be deactivated by the system.

Counts